Advert
Vefatının Senesinde Başbuğ'u Tanımak
Senem KARABULUT

Vefatının Senesinde Başbuğ'u Tanımak

Lider olmak çok zor diyoruz. Ülke yönetmek, bir şeyler kazandırabilmek.. Bunların çok zahmetli işler olduğunu söylüyoruz. Hele ki Türk halkında iz bırakmaktan daha zor bir şey yoktur herhalde. Hele ki Başbuğ olmak… Bu sıfata yakışmak.. İşte bu tam bir Türk işi. Çünkü Türk sadece zoru başarmakla yetinmez, bunu yürütür.

Adını duyduğumda henüz 7-8 yaşındaydım. Babamın izlediği bir haberde ettiği cümle üzerine duymuştum. “Bir 14’lü daha göçtü.” Dedi. 14'lünün ne olduğunu merak ettiğimde birkaç isim verdi. Dündar Taşer, Muzaffer Özdağ ve Başbuğ Alparslan Türkeş dedi. Niye Başbuğ diyorsun deyince çünkü bir Türk sadece hakedene bunu söyler dedi.  

Başbuğ’un adını duyduğumda çok küçüktüm.  Bende araştırmak için yeterli donanım yoktu.  Birkaç sene sonra  Balıkesir/Akçay’dan bir kitap almıştım. İçinde Başbuğ’un ölümünden bahsediyordu.  Merakım git gide arttı. 13 yaşımda Dokuz Işık Doktrini’ni okuduğumda anladığım sadece birkaç ilke vardı. O yaşlarda anlamak çok zor oluyor. Çünkü bu kitap iktisadı politikaları da anlatıyor, sadece milliyetçi olun, nasıl ilim öğrenilir demiyordu.  Lise yıllarıma geldiğimde gittiğim lisede bulunduğum ortam beni Reha Oğuz Türkkan, Nevzat Kösoğlu, Dündar Taşer, Hüseyin Nihal Atsız, Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp gibi isimleri tanımama yöneltti ve bu lise benim bu fikriyata yönlenmemde büyük etkili oldu.
Her geçen gün Alparslan Türkeş’i araştırmak, onu anlamaya çalışmak için çabalıyordum. Ailem siyasete karışmamı istemediği için, içimde gizli gizli okuma yapmanın heyecanı da vardı. Bu dönemde Başbuğ’un neden bu sıfatı aldığını anlamak için uğraştım. Çünkü Başbuğ;  bütün Türk devlet ve topluluklarını birleştirip onlara liderlik ve komutanlık yapan kişi anlam ifade etmektedir. Alparslan Türkeş’de Türk Ocakları’nda başlayan milli hars, ahlak ve fikir anlayışını milyonlarca gencin yüreğine bir fidan gibi dikmiş, Hazar Türklerinin saygısını kazanmış bir liderdi. Kurmay zekasıyla da o dönemde Edirne’den Kars’a, haberleşmenin çok az olduğu bu zamanlarda birbirinden haberdar olabilecek kadar güçlü bir teşkilat oluşturmuştu. O dönemde herkes çıkan dergileri okumak için yarış haline girmişti. Çünkü Başbuğ sadece milliyetçi olmayı değil, kaliteli ve nitelikli bir nesil olarak yetişmeyi öğretmişti.

Rahmetli Dündar Taşer ‘e bir soru yönelti: “Neden Alparslan Türkeş? Siz çok daha bilgilisiniz. Çok daha güzel konuşuyorsunuz. Çok daha etkileyicisiniz. Niçin hareketin başına siz geçmiyorsun?”

Taşer bu soruyu şöyle cevapladı:
“Dedikleriniz doğru değil, ama doğru olduğunu bile kabul etsek, olmaz!”
“Neden?”

Ve Taşer dedi ki: “ Çünkü bir duvarın yıkılması gerekiyorsa, ben balyoz ararım. Bulamazsam, bir iki tekme atar, gövdem ile yoklarım… Olmazsa vazgeçerim; ama Türkeş farklı. O sonuna kadar mücadele eder. Vücuduyla yüklenir, kafasıyla vurur. Düşer bayılır, sonra tekrar devam eder. Türkeş o duvarı mutlaka yıkar.”

 Şimdi bu kişiye nasıl Başbuğ dememeliydik ki?

Başka bir liseye geçtiğimde milliyetçi düşüncelerim hızla artmaya başladı. O dönem Edebiyat derslerinde bize verilen bazı resimleri yorumluyor, bazı soy isimlerini alan kişilerin karakter analizini yapıyorduk. Çözümlemelerim sonucunda hocamın teşvikiyle kriptolojik yazı,resim çevirilerine başladım.  Çalıştıkça daha çok çalışasım geliyordu.  Ülküsüz insan çamurdan farksız bir insandı.  Bunu kendime ilke edinmiştim.  Alparslan Türkeş vefatından sonra da gençleri etkiliyordu.  Bu beni daha da çok teşvik ediyordu. Vazifeye atılmak için tüm Türk gençlerinin kendini bir tim gibi yetiştirmek zorunda olduğunun bilincini aktarabilmişti.

Günümüze baktığımızda Başbuğ Türkeş’in  gözünden kendimizi tartmak gerekmektedir. Kendisinin bile “Ben ülkücü olmaya çalışıyorum.” Dediği bu dava için her geçen gün daha çok çalışmamız onu anlamak için daha çok okumamız gerekmektedir. İlla siyasi bir işe girişmek zorunda olmadığımızı bilmek zorundayız.  Türk Milliyetçisi olmak devletçilik geleneğimizden kaynaklıdır. Bizim milliyetçiliğimiz başka bir ırkın yok olması üzerine kurulmuş değildir. Darda olanın da yardımına koşmaktır.  Çünkü milliyetçilik Türkistan coğrafyasında yaşamanın diyetidir. Yaşadığımız topraklara bağlılığın bir nişanesidir. Bir ihtimal hesaplaması değil bir ruhtur. Bu ruh kendini tüm Türkistan coğrafyasında bir çok isimle kendini tekrar tekrar göstermiştir.  İsmail Gaspıralı, Osman Batur, Şamil Basayev, Ebulfez Elçibey, Mübariz İbrahimov, Dr. Sadık Ahmet, Mustafa Çokay,Alparslan Türkeş , Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve daha niceleri…

İdamla yargılanacaklananların, tabutluklara girip çıkanların, bu dava uğruna ölümü göze alanların, kurşunlar arasında yaşam mücadelesi verip, idam edilmişlerin, işkence görmüşlerin .. Hepsinin dilinde “Başbuğ iyi ki vardı!” demesi bile bizi sana hayran bıraktı.

Vefatının 21. Yılında seni örnek almaktan,  vatanına layık Türk gençleri olarak çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz! Başbuğ Türkeş, Türk gençleri senin izinde! Rahmetle, minnetle ve saygıyla..

Anıyoruz..            

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ermenistan'da Protestolar Sonuç Verdi, Sarkisyan İstifa Etti!
Ermenistan'da Protestolar Sonuç Verdi, Sarkisyan İstifa Etti!
İran Meclisinde Türk ve Traxtör Karşıtlığına Tepki
İran Meclisinde Türk ve Traxtör Karşıtlığına Tepki