Advert
Milli Bilinç Meselesi: Şehit Haberlerine Alışmak
Senem KARABULUT

Milli Bilinç Meselesi: Şehit Haberlerine Alışmak

İkindi güneşi gibiydiler. Ömürleri kısa, gölgeleri büyük… 

Türkler tarih sahnesinin yeri geldi baş rolünde oldu, yeri geldi figüran… Figüran da olsa rolünü hakkıyla verdiği için en çok hayranlık bu millete duyuldu. Bu millet sahiplenmeyi bildi. Kutsal saydı ve her zaman kaybını bile göğüsünde gururla taşıdı. Neden mi? Çünkü Türk kutsal saymanın değerini bin yıllardır bilmekte ve bununla yaşamaktadır. 

Dünya tarihine baktığımızda can veren askerlerini bu denli sahiplenen başka bir millet görmek imkansızdır. Birilerinin askerlerinin sözde “yaşanmış” hikayelerine filmler çekilip, haketmeyen ödüller verilirken bizim askerlerimizin “yaşanmışlıklarını” anlatmaya, duyguyu sinemadan insana aktarmak da herkesin harcı değildir. Gel gelelim ki biyografi filmlerinde iyi bir yapım olarak Seyit Onbaşıyı, Fahrettin Paşayı, Kınalı Hasan’ı, Nuri Paşayı, Enver Paşa’yı görmek mümkün değildir. Herkesin dilinde bir “isimsiz kahramanlar” sloganı. Bu isimsiz kahramanlar ne yaptı? Nasıl savaştı? Ne durumdalardı? Ne yaşadılar? Bizler bunları neden bilmiyoruz? Ya da neden bilmek istemiyoruz? Bağırmıyor muyuz şehit haberi görünce “Şehitler ölmez!” diye? Biz onları yaşatmak için ne yapıyoruz sorusunu cevaplayacak olan varsa bunu ben de merak etmekteyim. En büyük problemimiz bu aslında. Şehit haberlerine alışmak. 

Kutsal saydığımız vatan topraklarımızda sınırlarımız tehdit altındaysa gerekeni elbet yapmak şarttır. Türk için her şey denir. Her yorum yapılır; fakat sakinliğimizi korumamamız için yapılan durumlara da gereken tepkiyi her zaman göstermişizdir. Fırat Kalkanı gibi, Zeytin Dalı Operasyonu gibi… 

Bu güne kadar 41 şehit, 143 yaralımız olduğu bilinmektedir. Oturup düşünelim. Televizyonda veya sosyal medyada “şehit” olduğunu duyunca ne dedik. “Lanet olsun! Afrin’i başınıza yıkacağız!” Evet, gerekirse dünyayı da herkesin başına yıkarız ama bizim başkasının toprağında gözümüz yok. PYD/PKK sözde özgürlük(!) haklarını arıyorlar. Toprak istiyorlar. Toprağın altı müsait, girebilirler. Bir de yetmezmiş gibi başka ülkelerden, başka olaylardan elde ettikleri fotoğrafları “Türkler sivillere saldırıyor” başlığında haberler yayınlamaktan çekinmiyorlar. 

Hep böyle değil midir? Toprakların işgal etmeye çalışılır, milliyetçilik yapmakla suçlanırsın ve sonra sana saldırgan yaftası yapıştırmaya kalkarlar. 

Durum ortadayken bizim şehit haberine alışmamız ne kadar mantıklı? Bizler şehitlerimizi nasıl daha iyi sahipleniriz sorusuna cevap aramaktayım? Verdiğimiz şehitlerin ne için canlarını feda ettiklerini Türkiye Cumhuriyeti’ndeki ilkokulların hepsinde anlatmak çocuklarımıza milli bilincin oluşmasına destek sağlayacaktır. Ailelerimiz çocuklarına sabah programı, dizi izletmektense Türkiye Cumhuriyeti’nin neden bu operasyona katıldığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl zorluklarla kurulduğunu anlatmak durumundadır. Yolda geçen asker ağabeylerine, ablalarına hayran hayran bakmasını bilsin. Yani çocuklarımızı bak asker ağabeyin yaramazlık yaparsan sana ceza verir diye korkutmayın. Onlarla iletişime geçmek istesin. Çocuklarımızı tiyatroya götürelim, sinemaya götürelim sosyal hayat yaşasın kültür seviyesi artsın. Bunlar çok önemli etkinliklerdir. Dünyaya geniş açıdan bakmayı öğrenir. Dünyaya geniş açıdan bakan çocuk vatanının ne durumda olduğunu görür ve bunun için gerekeni yapmaktan çekinmez. Yani demek istediğim gözünü kırpmadan “düğüne gidiyoruz” diye savaşa giden ağabeylerini, ablalarını anlar ve onların ne için can verdiğinin bilincinde olur.”Şehit haberine alışmak” kavramından uzaklaşır. 

Bu yazıyı okuduktan sonra militarizm, anti-militarizm tartışmaları çıkması pektabii mümkündür; fakat anlatmak istediğim militarizmi ya da anti-militarizmi yaymak kesinlikle değildir. Yapmak istediğim küçükken asker sevgisine alışan bir çocuk şehit haberi geldiğinde sahiplenmeyi herkesten iyi bilir. 

Bu topraklar Türk’ün şehadet şerbetini içmesine vesile olan kanlarıyla sulandı. Arkasız binlerce yiğidin arkasında Allah vardır! Hepimiz okullarımızda vatan,bayrak,Allah,kitap sevgisiyle büyütüldük. Andımızı içerken “varlığım Türk varlığına armağan olsun” dedik ve ekledik NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE! 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
BEKİR KARABULUT     2018-03-09 KIZIM YAZILARIN ÇOK GÜZEL BAŞARILI YAZILARININ DEVAMINI SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUM BAŞARILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ABD’den İran’a Karşı Olma Çağrısı
ABD’den İran’a Karşı Olma Çağrısı
Çin’in Hoten’de 10 Ölüm Kampında En Az 300 Bin Uygur'u Esir Tuttuğu Bildirildi
Çin’in Hoten’de 10 Ölüm Kampında En Az 300 Bin Uygur'u Esir Tuttuğu Bildirildi