Advert
Kader mi, keder mi?
Senem KARABULUT

Kader mi, keder mi?

Türk milleti dünya üzerindeki milletlerin en kadimlerinden ve tarihi en şanlı olanlarındandır. Bu isimle çağlar boyu ne kadar savaş kazanıldıysa o kadar da çile çekilmiş ve her çilenin sonunda bir Bozkurt ile şahlanışa geçilmiş, esaret asla kabul edilmemiştir.

Ne var ki, Türklerin tarihine baktığımızda tekerrürden kendimizi kurtaramadığımızı görmekteyiz. İşin esas can yakan yanı ise tekerrür eden tarihimizden hiçbir dönem ders çıkaramayışımızdır. Ne yazık ki milletimiz tarihi serüveni söz konusu olduğunda pek bir unutkanlık içerisine düşmekte, kurduğu 16 büyük devleti hatırlasa da, o devletlerin neden tarih sahnesinden çekilmek zorunda kaldıklarına dair bir soruyu kendisine yöneltmemektedir. Milletimiz, düşmanın kim olduğunu, tarihte neler yaptığını, neler ürettiğini, nereden geldiğini unutsa da, vicdanını asla hatırından çıkarmamamıştır. Oğuz bir teyze demişti:” Oğuzum kızım ne biliyim..” işte bu cümledeki kadar çekingendi Türk’ün hatırasında tutma huyu.. Oğuzduk, ne bilelim.! Çağlar boyu Türklerde gördüğümüz bu özellik Türk’ün her zaman her işi en başından yapmasına sebep olmuştur. En yakın tarihimiz olan Cumhuriyet tarihinde Ulu Önder Atatürk her işi aynı anda yürütmeyi seçmiştir. Sanat, tarih, bilim, sanayi.. Ama bunlardan önce bir asker olmasının verdiği teşkilatçı duruşla birlikte Anadolu’da Milli Mücadele’yi yaymak için açılan dernekleri birleştirme kararı almış, bütün cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplamıştır. Hani bir ok tek başına kırılır da on ok kırılmaz ya, işte Gazi’de aynı şekilde bunu uygulamak istemiştir. Karşıdaki düşmanı iyi analiz edip ona göre derneklerde gereken teşkilatlanmanın yapılmasını istemiştir. Bu uygulama o dönemde milliyetçi bir zeminde farklı görüşlerin de olabileceği bir ortak zemin hazırlamıştır.

Günümüze baktığımızda ise böyle bir tablodan çok uzak olduğumuzu söylemek mümkündür. Türk milliyetçileri kendi aralarında bile ortak bir kelimeyi kullanmaktan uzakken tüm Türkiye Cumhuriyeti’nin milliyetçi zeminde birleşmesini sağlamak imkansıza yakın olmaktadır. Turancı, Türkçü, milliyetçi, ülkücü… Aslında bunların hepsi aynı hedefi olan insanlar değil mi? Bir ülkücü Turan istemiyor mu? Ne demek istemiyor! Söz konusu dahi olamaz! Bir Türkçü’nün ülküsü yok mu? Tabi ki var. Milliyet ne demek? Bu sorular artırılabilir mi sorusunun cevabı kesinlikle evettir. Fakat aynı gönül coğrafyasında buluşmak için bir savaş çıkmasını, bir şehit gelmesini mi beklemek gerekiyor? Hayır. Ders çıkarmak gerekiyor. Ortak fikriyata sahip olmak, ortak hareket etmek için bu kutsal fikri yaymak için illa başka olaylar olmasını beklemek gerekmiyor. Yazarlar için yok o başka görüşte deyip yazılanları okumamazlık yapmamak gerekiyor. Ortak konferanslar, bilgi yarışmaları düzenlenmesi gerekiyor. Ortak eğlenceler yapılması gerekiyor. Gerekiyor da gerekiyor. Bu liste uzar gider… Üretmek isteyen buna çok güzel maddeler ekleyebilir de; fakat bizim Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik!” sözünü anlamamız gerekiyor. İşte o zaman gerekiyor diye yazmaya başladığım maddeler yapılmaya başlanır. İşte o zaman birlikte hareket edilmesi kolaylaşır, milliyetçi düşünce tüm Türkistan coğrafyasına yayılır. Bu olunca Türk milleti tarih yazar ve tarih tekerrürden kurtulur. Çünkü Türk’ün en güzel yaptığı şeylerden biri de “-kurt-armak”tır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Önder Berber     2018-02-09 Çok güzel özetlemişsin yüreğine kalemine sağlık
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Rusya’da Türkmenistan Kültür Günleri
Rusya’da Türkmenistan Kültür Günleri
Kazakistan Orta Asya Yatırımlarının Yüzde 70'ine Sahip
Kazakistan Orta Asya Yatırımlarının Yüzde 70'ine Sahip