Advert
İlahiyat Fakülteleri ve Bitmeyen Yeni Program Talepleri
Süleyman DÖNMEZ

İlahiyat Fakülteleri ve Bitmeyen Yeni Program Talepleri

Daha önceki bir yazımızda Türkiye’deki İlahiyat Fakültelerinde uygulanan eğitim ile öğretim programının oldukça orijinal ve beklentilerin üzerinde ihtiyaca yanıt verebilecek kudrette olduğunu ifade etmiştim. Sadece Türkiye’ye has olan bu model, maalesef, özellikle son beş yıldır dayatılan yeni programlarla tahribe uğratılmıştır. Özetle yapılan şudur: Felsefe ve Din Bilimleri ile İslam Sanatları ve Tarihi Bölümü derslerinin İlahiyat eğitimindeki ağırlığı yüzde 20’lere düşmüştür. Bu düşüşün karşısında Temel İslam Bilimleri Bölümü derslerinin ağırlığı yüzde seksenlere yükseltilmiştir. Biz, bir karşılık bulacağı hususunda umutsuz olmakla beraber son bir uyarı ve çağrı yapmak istiyoruz. Zira yapılan hamle, iyi niyetli olsa da, yıkıcı ve tehlikelidir. İlahiyat Fakültelerinin eğitim kalitesini artıracakları iddiası ile ciddi bir düşüşe sevk edenler, farkında olmadan, kendi ayaklarına kurşun sıkmaktalar.

İlahiyat Fakülteleri, şayet şuan yapılandırıldığı çerçevede öğretime devam ederse, bu eğitimin doğuracağı muhtemel sonuçlar şunlar olacaktır:

1) Felsefeye Giriş, Felsefe Tarihi, Sosyolojiye Giriş, Psikolojiye Giriş, Eğitim dersleri öğrenciye verilmediği veya yetersiz verildiği için Din Felsefesi, Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi ve Din Eğitimi derslerinin öğrenci tarafından anlaşılması ve hedeflenen kazanımların elde edilmesi zorlaşacaktır.

2) Programın getirdiği insan modeli sığ, kalitesiz, ezberci, dünyaya kapalı, estetik zevkten yoksun, anlamadan inanan, sadece itaat kültürünü önemsemiş, dogmatik ve fanatik dindar tipidir.

3) Programın yetiştirdiği ilahiyatçılar, din olgusu ve gerçeği ile çoğulcu bir zeminde karşılaşamayacakları için tek bir pencereden bakacaklarından uzlaşıyı değil önyargıları, ayrımcılıkları, çatışmayı ve kavgayı körükleyecektir.

4) Mesela, benim üniversitem Çukurova Üniversitesi gibi, bazı Üniversiteler Bologna sürecine tabiidirler. Bologna süreci dünya öğrencilerinin birlikteliğini amaçlar. Bu programda Bologna sürecinin amacı olan evrenselleşmeye de dikkat edilmemiştir.

5) Programda ahlak ve değerler eğitimi hiç yer almamaktadır. Bazı fakültelerde İslam Ahlak felsefesi dersi bile programdan çıkarılmıştır. Küreselleşen dünyada en temel problem, ahlak ve değer erozyonudur. Bu program "bir şeyleri bilen ama yaşantısına geçirmeyen" ya da "sadece görünürde yaşayan ancak içte dayanılmaz fırtınalara maruz kalan" dindarlar yetiştirmeye adaydır.

6) Bu program, Doğu'nun, Batı'nın ve Türkiye'nin ilahiyat ve din eğitimi alanındaki birikimini yok saymaktadır.

7) Program katılımcılıktan ve Türkiye’de yaşanan din menşeli sorunları çözüm sunmaktan uzaktır.

Bu maddelerin sayısını artırabilirim. Lakin şimdilik bunu erteleyerek genel bir değerlendirme yaparak duyulmayan sesimizi duyurmaya çalışalım.

Velhasıl kelam İlahiyat Fakülteleri, bu şekilde eğitim ile öğretim vermede ısrar ederse –özellikle felsefe dersleri programda yer almazsa- ilerde karşılaşılacak muhtemel manzara şöyle olacaktır:

Felsefe; tahlil, terkip, sorgulama ve yeni cevaplar üretme işi olduğundan bu dersler kişiye öğrendiğini analiz etme ve sorgulama yetisi kazandırır. Felsefe grubu derslerinin programda yetersiz olması veya hiç yer almaması bilimsel ve felsefi zihniyete sahip kişilerin yetişmesine darbe vuracağından bilimsel gelişmelerin ve yeniliklerin önüne geçilmiş olunacaktır. Bu da bilimsel gelişmelere ve yeniliklere açık olmayan dış dünyaya kapalı bir toplum yapısı doğuracaktır. Felsefe grubu derslerinin eksikliği ile rasyonel ve bilimsel düşünceden uzaklaşılacağından ilmî ve fikrî tartışmalar kısır döngüye dönüşecektir. İlmi ve fikri alanda bir ilerleme kaydedilemeyecektir.

Özellikle enigma çağı olarak ifade edilen günümüz dünyasında felsefe grubu derslerinin dini eğitim veren, din adamı ve akademisyen yetiştiren kurumların programlarda yetersiz olması dini düşüncede taassup ve taklitçiliği doğuracaktır. Yeni programda öğrenci Kur’an okumayı öğrenecek ancak onu anlayacak ve yorumlayacak bilimsel bir zihniyete sahip olamayacaktır. Fıkhi hükümleri öğrenebilecek ancak, günümüzde de olduğu gibi, yeni sorun ve tartışmalar karşısında çözüm üretemeyecek, eskiyi tekrardan ileri gidemeyecektir. Felsefi ve Kelâmî problemlerle karşılaştığında bunlara cevap üretemeyecektir.

Rasyonel ve ilmî düşünceler yerine dogmalarla hareket edilecek bu da farklı düşüncelere sahip kişilerin dışlanmasına yol açacak ya da yok edilmesi isteğine sebebiyet verecektir. Yeni programdaki dersler zaten öğrencilerin İmam-Hatip liselerinde eğitimini aldıkları derslerin ders sayısının arttırılmasından ibarettir. Bu programla akademiysen, aydın, din adamı vb. yetiştirilmesi mümkün gözükmemektedir. Ancak akademik ve bilimsel düşünme yeteneğinden yoksun imam, müezzin ve Kur’an Kursu öğreticisi yetiştirebilir. Böyle bir zihniyetten yoksun kişilerin günümüz insanının dini sorun ve sorularına cevap verebilme imkânı yoktur. Felsefe grubu derslerinin olmaması demek söyleneni olduğu gibi kabul eden, öğrendiklerini sorgulayamayan, yeni düşüncelere ve farklı görüşlere zihni kapalı olan bir nesil yetiştirmek demektir.

Sonuç olarak program bilimsellikten ve katılımcılıktan uzak, toplum ve insan gerçeğine yabancı ayrıca hedef kitlesi açısından da yetersizdir. Öyle ki, Program, kuru dini bilgiye sahip; ancak çağın sorunlarıyla hesaplaşacak ve onlara çözüm üretecek beceriden mahrum bireyler yetiştirmek için tasarlanmış gibi görünmektedir. Özellikle ufku genişleten ve sorgulama yeteneği kazandıran derslerin programda yer almaması ya da kredisinin düşürülmesi, kanaatimizi desteklemektedir. Böyle bir programla da dini ve dünyayı bilen ve çağı yakalamış ilahiyatçılar yetiştirmek mümkün görünmemektedir. Önerilen program ise, aslında İlahiyat Fakültelerini Dini İlimler Fakültesine ya da medreseye çevirme girişimidir. Bu ise uzun bir tecrübeye ve birikime sahip İlahiyat Fakültelerinin ilgası anlamındadır. Bu ise kabul edilebilir bir durum değildir. Böyle bir programın uygulamaya konması ülkemizin geleceği ve saygınlığı açısından kapanması zor yaralar açacaktır. Vesselam.

Anlayana sivrisinek saz anlamayana ne yazsan az! Yazık etmeyin bu millete…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Azerbaycan Dışişleri Sözcüsü: Hollanda’nın Kararı Kasıtlıdır
Azerbaycan Dışişleri Sözcüsü: Hollanda’nın Kararı Kasıtlıdır
Türkmen Gazı Tören ile Ulaştı
Türkmen Gazı Tören ile Ulaştı