Advert
İyi Bir Başlangıç: Millî Devlet Gazetesi
Emre KARTAL

İyi Bir Başlangıç: Millî Devlet Gazetesi

Milliyetçi camiada son yıllarda yazma çizme işlerine merak salan ya da zaten işin içinde olup daha çok şey üretmek isteyen kişi sayısı arttı. Pek çok dergi ve yayın çıkmaya başladı. Burada en çok göze çarpan sıkıntılar ise yan yana gelen üç kişinin hemen bir dergi çıkarma sevdasına girmesi ile pek çok derginin ufak tefek farklarla hemen hemen aynı kişilerin yazılarının döndüğü birer alan haline gelmesidir.

Özgün çalışmalar, yeni şeyler yapmak isteyen ekipler ise çok az…

Mesela Ayarsız bu noktada özgün bir yaklaşıma sahip dergilerden biri. İnternet üzerinde yayın yapan Kırmızılar ise gerçekten büyük işler yapıyor.

Ancak bence en önemli eksiklerden biri Türk milliyetçiliğinin ana akımın farklı renklerinin bir araya geldiği, “şucu bucu” ayrımı yapmadan gündemi Türk milliyetçilerinin gözüyle değerlendiren, yazar sirkülasyonu olan haftalık ya da biraz daha geniş sürede çıkan bir gazete eksikliğiydi.

70’li yıllarda haftalık “Devlet”in ne kadar önemli ve etkili olduğunu o yılları yaşayan büyüklerimizden dinlemiştik.

Bu bağlamda elime ilk üç sayısı da ulaşan “Millî Devlet” Gazetesini önemli buluyorum. İlk sayının 2. sayfasında bulunan “Millî Devlet Gazetesi Hakkında…” başlıklı manifesto, altına her samimi Türk milliyetçisinin imza atacağı türden ifadeler içeriyor. Metni buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Yazar yelpazesi piyasadaki pek çok dergiye ve yayına göre hem geniş hem de popüler isimlerden oluşuyor. Popüler isimlerin arasında genç isimler yerleştirilmiş ve bu güzel bir çalışma olmuş.

Haber seçimleri bazı noktalarda zayıf gibi görünse de özellikle “Aydınlık” hakkında yer alan haberler ve Türk dünyası haberleri iyi seçilmiş. “Aydınlık” haberleri özelinde ifade ettiğim “özel haber” ya da “milliyetçi camia” içine sokulmaya çalışılan fitne ile mücadele haberlerine Millî Devlet çok daha fazla önem vermeli, basını taramalı ve cevap vermeli… Mesela bir dahaki sayıda bir “Nihat Genç” yazısı bekliyorum.

Elimdeki ilk üç sayı hakkında birkaç eleştirim de olacak. İlki dizgi ve tasarıma biraz daha itina gösterilmesi gerek. Seçilen fotoğraflardaki renk patlamaları, boyutlama hataları ile tasarımdaki sadeliğin ayarı biraz daha üzerine düşünülerek geliştirilebilecek alanlar.

Yazar yelpazesinin genişliğinden bahsetsem de bazı isimlerin bizim mahallenin aynı evinde oturuyor olması, yarın diğer evlerdekileri işkillendirebilecek bir durum. Yelpazeyi biraz daha genişletmekte fayda var…

Yazıların internet ortamında ve sosyal medyada da gazete çıktıktan sonra yayınlanması ve aktif bir internet sitesi kullanımı iyi olur diye düşünüyorum.

Umarım Millî Devlet Gazetesi bahsettiğim boşluğu doldurmaya devam eder ve milliyetçi camianın her kesiminden insanın kaleminin değdiği, “meselelerimizin” tartışıldığı, yazarların arasında “fikri tartışmaların” olduğu bir mecra haline gelir.

Emeği geçen herkese özellikle gazetelerin elime ulaşmasını sağlayan Osman Kepenek’e teşekkür ediyorum. Başarılar diliyorum.

***

Osman Kepenek deyince, gazeteleri gönderirken “benim yazım hakkında da eleştirilerini bekliyorum” demişti. Madem “Millî Devlet”i yazdık, Kepenek’in yazısına da değinelim. Yılan hikayesine dönen tezimin de konularından biri olan IŞİD hakkında yazdığı yazıyı dikkatle okudum. Örgüt hakkında “IŞİD” kısaltmasını tercihini “en yaygın kullanım olarak” açıklamış Kepenek, bence “en yaygın kullanım” artık DAEŞ oldu. “DAEŞ, DAİŞ, DEAŞ” diye bir türlü standardı olmayan bu kullanım, örgütün Arapça kısaltması. IŞİD ise Türkçe kısaltması. Yine de ben de Kepenek gibi “IŞİD” kullanımından yanayım. Örgütün gün yüzüne çıkışını ve ne olup olmadığını iyi analiz etmiş Kepenek bence. Yalnız IŞİD’in doğuşu ve geldiği nokta hakkındaki yorumlarında biraz fazla görünene odaklanmış gibi hissettim. Eminim BBC’nin son yayınladığı görüntüleri izledikten sonra bu yazıyı kaleme alsaydı buraları biraz daha farklı yazardı. Orta Doğu’daki durum IŞİD’in yayılmasına ve meşruiyet kazanmasına yardımcı oldu sadece. Ve bu etkenlerin çoğu ortadan kalkmadığı halde IŞİD caniliğinin hızıyla ortadan kalkma noktasına geldi. Normal bir süreç olmadığı aşikar. Orta Doğu Türklerinin silahlı güç sahibi olması gerektiği tespiti önemli ve sonuna kadar katılıyorum. YPG’ye verilen silahların geri toplanması ifadesinin ise pek bir somut karşılığı olmadığını düşünüyorum. Trump silah vermeyeceklerini açıklasa da zaten şu ana kadar verilenlerle YPG bölgesel bir silahlı güç haline geldi. IŞİD gibi örgütlerin ortaya çıkmaması için devlet yapılarının güçlü olması tezine katılmakla birlikte olayın dini boyutuna da biraz değinse iyi olurmuş diye düşündüm. Velhasıl dış politika bölümünün editörü olarak başarılarının devamını diliyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çin, Uygurlar'dan DNA Örnekleri Topluyor
Çin, Uygurlar'dan DNA Örnekleri Topluyor
Milli Savunma Bakanı'ndan Bedelli Açıklaması
Milli Savunma Bakanı'ndan Bedelli Açıklaması