Advert
Yönetilemeyen Türk Futbolu ve Yabancı Meselesi
Emre KARTAL

Yönetilemeyen Türk Futbolu ve Yabancı Meselesi

Her zaman kızdığım bir şeydir aslında herkesin her konuda yazı yazması. İçimden diyorum “lan sen uluslararası ilişkiler okumuş adamsın sana ne futboldan” diye. Sonra düşündüm, futbolla ilgilenmem uluslararası ilişkiler okumamdan çok çok önceye gidiyor. “Daha ortaokuldayken falan Bosman kuralını çatır çatır anlatacak adamdım ben” dedim.

Haydaaaa… Yoksa Rasim Ozan’ın yoluna mı girdim. :) Allah muhafaza :)

İşin şakası bir yana 2002’den bu yana A Milli Futbol takımı seviyesinde ciddi bir başarı elde edemememiz, 2000 yılında Galatasaray’ın kaldırdığı UEFA kupasından sonra Avrupa’da kulüp düzeyinde final ya da kupa göremememiz bence memleketin önemli meselelerinden biri. Çünkü Türk toplumu futbolu seviyor, izliyor. Ve bu sektörde milyonlarca lira para dönüyor. İnsan da tabi başarı bekliyor. Allah’tan ben Beşiktaşlıyım da bu sene Avrupa’da kanser olmadan maç izleyebiliyorum. Fenerbahçeli arkadaşlar ne yapsın diyor ve kıs kıs gülerek susuyorum.

Beşiktaş’tan girdim çünkü Beşiktaş’a fetret devrini yaşatan yöneticisi şu an Türkiye Futbol Federasyonu’nun başında. Sayın Yıldırım Demirören. Bir yakınımdan duyduğum kadarıyla babası tarafından “Aman şirkette durmasın başka işlerle uğraşsın” denilerek, sonsuz krediyle önce Beşiktaş’ın başına sonra TFF’ye gönderilmiş bir idareci. Aslı var mıdır, yok mudur, bilmem ama icraatları bunu yalanlar durumda değil. Ben de olsam şirketimden gönderirdim.

Milyonlarca lira kazanıp geçmişteki kredisini harcamaktan başka bir şey yapmayan Fatih Terim, koltuğuna ahtapot gibi sarılmış bir Aziz Yıldırım, FETÖ tarafından işgale uğramış kendini kurtarmaya çalışan kulüpler vs. vs. Türk futbolu gerçekten büyük bir yönetim zafiyeti yaşıyor.

Futbol yönetilmiyor, adeta futbol sektöründeki deve dişi isimlerin gönülleri olsun diye kararlar alınıyor. Ehliyet ve liyakat hak getire… Sırf yayıncı kuruluşun satılışı bile normal bir hukuk devletinde böyle sessizce geçiştirilecek bir iş değil. Kim bilir kimler vardı işin içinde…

Böyle bir ortamda bütün mesele “yabancı kısıtlamasının kaldırılmasıymış” gibi bir algı yaratılıyor. Milli takım başarısız ve tek sebebi kulüplerin yabancı futbolcularıymış gibi. Mesela Galatasaray’ın 11 yabancıyla sahaya çıkması sert eleştiriliyor. Kimse de demiyor ki, “bu kuralı çıkaran Galatasaray mı da eleştiriyorsunuz?” Hatta bence Galatasaray bu yaptığıyla başarısını gösteriyor. Demek ki yabancılarını kaliteli isimlerden seçmiş ve transfer etmiş.

Önce ülkemizde Süper Lig’de uygulanan kadro kuralını yazalım:

Son değişiklikle sahaya takımlar 18 değil isterlerse 21 kişilik kadroyla çıkabilecekler. Bunların içinde bir yerli kaleci olması zorunluluğu var. Takımlar toplamda 28 kişilik kadrolarında 14 yerli oyuncu bulundurmak zorunda yani 14 yabancı bulundurabilirler ve 11 yabancıyla sahaya çıkabilirler.

Peki milli takımları başarılı olan ülkelerde ve Avrupa’nın genelinde bu iş nasıl?

İngiltere’de yabancı kısıtlaması yok. Ancak gelecek yabancılar için çalışma izni alınması gerekiyor. Burada da yabancıların kendi milli takımlarında oynamış olma şartı gözetiliyor. Yani diyor ki, benim ülkemin alt yapısı kuvvetli bana kaliteli yabancı gelsin.

İspanya’da AB vatandaşı olan hiçbir oyuncu ya da çeşitli anlaşmalar olan ülkelerin oyuncuları yabancı sayılmıyor. Bu statü dışından ise 3 oyuncu alınabiliyor.

Almanya’da yabancı kısıtlaması yok. Ancak takımlar kadrolarında en az 12 Alman oyuncu ve 8 alt yapıdan yetişmiş oyuncu bulundurmak zorunda.

İtalya’da AB vatandaşlarına kısıtlama yok. AB dışından ise 5 oyuncu alınabiliyor.

Fransa’da AB dışından 4 oyuncu alınabiliyor.

Portekiz liginde ise hiçbir kısıtlama yok.

Güney Amerika’daki futbolcu yetiştirmede bir fabrika gibi olan ülkeler bile 4-5 yabancı kuralı uyguluyorlar.

Kısacası milli takımları kupa üstüne kupa kazanan ülkeler bu yabancı işine çok takmamakla birlikte mantıklı ve makul kurallar koyuyorlar.

Ben yabancı kısıtlamasının yeniden getirilmesine ya da 4-5 gibi bir rakama çekilmesine karşıyım. Hele ki, Quaresma, Pepe, Adriano, Atiba gibi futbolcuları olan bir takımın taraftarı olarak bu kısıtlamayı doğru bulmuyorum.

Türkiye’de oynayan çoğu iyi yerli futbolcu da zaten yurt dışında yetişmiş isimler.

Türkiye’de mesele alt yapı meselesidir, yönetici meselesidir, futbolun içine girmiş siyaset meselesidir. Olaya duygusal bakıp “yabancı olmasın” demek küresel futbolun mantığına ters. Bunun yerine adam gibi alt yapılarımız olsun, futbolcuya değer verilsin, siyaset çekilsin, futbolun içinden gelen yöneticiler bu işe el koysun, futbolla alakalı da her gün Cumhurbaşkanı konuşmasın demek gerekir.

Cenk Tosun gibi 3 tane daha oyuncumuz olsa yabancı forvet transferine kim ihtiyaç duyar?

Bir de yerli futbolcuların kendilerine bakmama meselesi var ki o ayrı bir bahis. 34 yaşındaki Quaresma, Pepe kadar, 33 yaşındaki Vagner Love, Adebayor kadar kendine bakan kaç yerli futbolcumuz var. Bu noktada Emre Belözoğlu’nu takdir ediyorum. Performans noktasında eşsiz bir kariyeri var.

Yabancı serbestliği alt yapısı güçlü olmayan bir ülkenin kulüplerinin uluslararası turnuvalarda başarılı olmasının tek yoludur. Başarı ekonomik güç getirir. Popülarite getirir.

İşte bu başarıyı alt yapıyı güçlendirmeye harcayan bir sistemi de üretmemiz şart. Bence bu işe kafa yorulmalı. Türk futbolunda alt yapı nasıl gelişir, futbol yöneticiliği nasıl düzeltilir bunların üzerine konuşmalı. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çin, Uygurlar'dan DNA Örnekleri Topluyor
Çin, Uygurlar'dan DNA Örnekleri Topluyor
Milli Savunma Bakanı'ndan Bedelli Açıklaması
Milli Savunma Bakanı'ndan Bedelli Açıklaması