Advert
Tarihinden Koparılmak İstenen Türk Silahlı Kuvvetleri
Selman Kürşat BALCI

Tarihinden Koparılmak İstenen Türk Silahlı Kuvvetleri

İnsanlar yapıları itibari ile kendini güvende hissetmek ister ve buna yönelik tedbirler alır. Aynı zamanda tek başına yaşam sürme özelliği yaradılışında olmayan her insan, akrabalık, arkadaşlık, evdeşlik, komşuluk vb. insan ilişkilerine ve fertlere ihtiyaç duyar. Devletler ise bir arada yaşayan insan gruplarının kendilerini koruma ve güvenli hissetme içgüdülerinin tabii bir sonucu olarak zuhur etmiştir. Dolayısı ile adalet mekanizmasının doğru işlev göstermesi ile ülküsüne ulaşabilecek olan her devlet kendini ve toplumunu korumak ister. Bunu sağlamanın da en tabii yolu, toplumun dayandığı kültürel muhtevayı diri tutmaktır.

Kültürlerin sıcak ve soğuk dönemleri olabilir. Sıcak dönemleri, harsın dayandığı ana esaslar ve temel birikimler üzerine, zamanın getirdiği yeniliklerin doğru algılanıp elverişli hale getirilerek kabul edilmesi ve harsın kümülatif ilerleyiş göstermesi olarak, soğuk dönemleri ise kümülatif ilerlemenin aksine yabancı kültürlerin tesirinde benlik kaybına maruz kalma olarak tanımlayabiliriz.  Devamlılığı sağlanabilen devlet geleneğinin oluşturduğu kültürler, kendilerini diri tutarak soğuma dönemlerini pek tabii ileri tarihlere ertelemiş kültürlerdir.

 Kültür soğumasına (bozgununa) uğramak yukarıda belirttiğimiz etkenlerin yanında, kültürün etkin coğrafyasındaki dâhili tehditler ve yanlış kararların karanlığında da gerçekleşebilir.  Geçtiğimiz günlerde HDP Grup Başkanvekili Filiz KERESTECİOĞLU’nun  ‘Aşırı Milliyetçi Semboller Kullanan Güvenlik Güçlerine İlişkin Sorular’ başlığıyla gündeme getirdiği ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Göktürkçe yazılı armaların üniforma üzerinde kullanımını yasak etmesi ile sonuçlanan hadise buna bariz bir örnek teşkil etmektedir. TSK bu hatası ile gaflete düşmüştür. Bilge Kağan’ın yaklaşık bin üç yüz yıl önce milletin ve ordunun acz içindeki halini görerek söylediği “Titre ve kendine dön!” sözlerinin kuvvetli tesirini bugün bizlere yeniden yaşatmıştır.

Türklerin toplum şuuru, en az beş bin yıllık tarihi birikimine ve devlet geleneğine dayanmaktadır. İki bin iki yüz yıllık bilinen düzenli ordu geleneği, her nasıl ki fertlerini bu toplumdan alıyorsa, teşkilatının temelleri de yine bu toplumun kültürüne dayanmaktadır. Türklüğün temel taşı olan “Milli Kültür”  Türk askerinin de iman ve ilham kaynağıdır. Yüzyıllardan bu yana süre gelmiş Türk dilleri, özgürlüğünün tapusu şehitlerinin kanlarıyla alınmış her parça vatan toprağında, bilhassa Türk askeri tarafından gerek sözlü gerek yazılı gerekse sembolik olarak kullanılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki milli ruhunu özgürce haykıramayan bir askerden bırakın dağları yırtarak enginlerden taşmasını, vatanını tam bir iman ve çelikten irade ile savunmasını beklemek ahmaklık olacaktır.  Yazımı merhum İstiklal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’un şu dizeleri ile bitiriyorum:

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türk Dünyası Birlik Platformu, Genç Akademisyenler Derneği'nin Konuğu Oldu
Türk Dünyası Birlik Platformu, Genç Akademisyenler Derneği'nin Konuğu Oldu
“Kırım Tatar Türk Özerkliği Ukrayna’nın Yükümlülüğüdür”
“Kırım Tatar Türk Özerkliği Ukrayna’nın Yükümlülüğüdür”