Advert
Kerkük’te Psikolojik Harekat ve Referandum
Emre KARTAL

Kerkük’te Psikolojik Harekat ve Referandum

Kerkük’le alakalı ikinci yazımı hazırlarken yaşanan iki gelişme yazımın seyrini değiştirmeme sebep oldu. Bunların ilki önceki yazımda bahsettiği Kerkük valisi Necmeddin Kerim’in görevden alınması, diğeri ise Türkiye Cumhuriyeti’nin Irak’ın kuzeyinde yapılacak gayri hukuki referandum hakkında sesini daha çok çıkarıyor olması. Bu iki gelişme de olumludur. Irak Parlamentosunu ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini tebrik ederim. Ancak Vali Kerim'in görevden ayrılmayacağını açıklaması da gemilerin yakıldığını gösteriyor.

***

Kerkük’te görevden alınan ama görevden ayrılmayacağını açıklayan valinin doruğa çıkardığı bir psikolojik harekat mevcut. Bunun Talabani ve Barzani ayakları farklı farklı yürümektedir. Ancak ortak amaç elbette ki, Kerkük’te Türkmen varlığını zayıflatmak, Arapları ise yok saymak. Kerkük tarihi bir Türkmen şehri ve kültürü de buna göre oluşmuş. Birkaç sene öncesine kadar şehirde Araplar da Kürtler de kardeşlerimizin “Türkmence” dediği, Türkçe ağzını konuşuyorlarmış. Ancak bu durum tersine çevrilmeye başlanmış. Psikolojik üstünlük kurmanın ilk adımını burada görüyorum.

Bir şehrin ya da ülkenin dili, oranın kimliğini gösterir. Şehirde kulağınıza çalınan dil ne ise o şehrin kimliği de oradan başlar. Kerkük’te Türkmence yok edilmeye çalışılıyor. Devlet dairelerinde ve resmi yazışmalarda Kürtçe’yi dayatan bir yapı var. Türkmenleri Kürtçe konuşmaya zorluyor bu durum. Şehirdeki önemli bürokratların Kürt olması da bunu destekliyor. Aslında şehirde ve çevre bölgelerde etnik gruplar birbirlerinin dillerini az çok biliyorlar zaten. Türkmen Kürtçe’yi, Kürt Arapça’yı, Arap Kürtçe’yi konuşabiliyor. Ancak bu zorunluluğa doğru gidince rahatsızlık ortaya çıkıyor. Devlet dairelerinde Türkçe tabelalara rastlasak da hep üçüncü dil muamelesi görmüş.

Şehirde gözlem yaparken şunu görüyorsunuz: Erbil’de olmadığı kadar IKBY bayrağı var. Şehirdeki Kürtçüler boş bir ağaç dalı dahi bırakmamış, IKBY bayrağı asmışlar. Özellikle Türkmenlerin yaşadıkları evlerin ya da mahallelerin çevresindeki duvarlarda Arap ve Latin harfleriyle “Biji PKK” ya da “Yaşasın Kürdistan” sloganları yazılmış, şehrin girişindeki 25 metrelik Peşmerge heykelini de geçen yazımda anlatmıştım.

Güvenlik güçlerinin Peşmerge ağırlıklı olması ise psikolojik baskının en dorukta olduğu nokta. Çünkü Irak’ta kimin silahı varsa, kimin askeri ve gücü çoksa o devlet gücü oluyor. Irak ordusu üniformalı askerlerin çoğu ise Talabani’ye bağlı.

Şehirde pek çok yere Talabani’nin resimleri ve partisinin afişleri asılmış. Yer yer Barzani’ye de rastlıyorsunuz. Türkmen yoğunluklu Musalla mahallesi dışında ise Erşad Salihi’nin ya da Türkmen büyüklerinin resimlerine çok rastlamadım.

Şehrin her yerinde IŞİD ile mücadelede ölen Peşmerge mensuplarının  resimlerine rastlayabilirsiniz. Hepsi IKBY bayraklarıyla fonlu büyük tabelalarda yer alıyor. Türkmenler ise ellerinden geldikçe şehitlerimizi yaşatmaya çalışmış. Özellikle Musalla mahallesinin girişindeki “Şehit Nejdet Koçak Parkı”nda yer alan Türkmen şehitlerinin yer aldığı büyük tabela bizleri duygulandırdı. Bu noktada Kerkük Kışlası Irak Türkmen Şehit Aileleri ve Siyasi Tutuklular Derneği’ne ve başkanı Haşim Muhtaroğlu’na teşekkür etmek lazım.

Güvenlik noktasında Peşmerge’nin gelişinin ardından bir rahatlık yaşandığı aşikar. Ancak bunun sebebi de bence güvenlik problemi yaratanların Peşmerge ya da onlara yakın gruplar olması. Kendi yarattıkları sorunları gücü ele alınca durdurmuşlar.

Kerkük’teki Kürt mahalleleri ile Türkmen mahalleleri arasındaki gelişmişlik, belediyecilik hizmetleri gibi alanlardaki farklar ise Türkmenlerin yıldırılmaya çalışıldığının göstergesi. Kürt mahalleleri tertemiz ve düzenli iken, Türkmen mahallelerinde çöplerin bile toplanmadığını görüyoruz. Türkmenler bireysel olarak bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

Irak Türkmen Cephesi Başkanlığının bulunduğu yer ve Erşad Salihi’nin evinin bulunduğu yerdeki güvenlik önlemleri, Salihi’nin evinin geçtiğimiz yıllarda bombalanmış olması ise doğrudan lider kadroya karşı bir tehdidin olduğunu gösteriyor.

Kısacası Kerkük’te ve Irak’ın kuzeyindeki Türkmen bölgelerinde Türkmen varlığına karşı bir psikolojik harekat var. Azledilen vali Kerim’in basına bomba gibi düşen söz konusu referandum oylaması sırasında Kürt kökenli Meclis Başkanına dönerek, kentteki Türkmen ve Arapları işaretle, "Daha sonra hepsini kovacağız" sözleri ise bunun kanıtıdır.

Referanduma gelince. Erbil ve Kerkük’te konuştuğum Türkmenler, referandumun yapılıp yapılmayacağı noktasında şüpheliler. Referandum yapılmayabilir. Ancak referandum yapılsa da yapılmasa da fiilen bölgede bir Kürtleştirme politikası yürütülüyor. Türkmenler bunu şöyle ifade ediyor: “Saddam Kerkük’ü Araplaştırmak istedi, Talabani ve Barzani ise Kürtleştirmek istiyor.”

Referandum yapılırsa çıkacak “evet” sonucunun bir hükmü olacağını düşünmüyorum. Irak bu kararı tanımaz, Barzani ise savaşı göze alamaz. Ancak ortada uluslararası kamuoyunda ve gelecekte kullanılabilecek bir karar olur. Referandum sırf bu sebeple yaptırılmamalıdır. Ayrıca Vali Kerim'in Irak Parlamentosunun kararını tanımaması da şu an Kerkük'e fiilen kurulmuş olan IKBY hakimyetinin devam edeceğini ve derinleşeceğini gösteriyor. Kısacası ortaya tanınmış ve bağımsız bir Kürdistan çıkmasa da, fiilen bağımsız bir Kürdistan varlığını güçlendirecektir.

Türk devletinin politikalarına gelince. Erbil’de aldığım hava AK Parti hükümetinin isterse Barzani’ye bu referandumu yaptırmayacağını gösteriyor. Buna rağmen bu referandum halen dillendiriliyorsa, hükümetimizin bu noktada yeterince çaba göstermediğini söyleyebilirim.

Irak’taki Türkmen bölgeleri Türkiye’nin ayağı yere basan bir Türkmen politikası yürüterek, Barzani’yi de görmezden gelmeden yapılacak hareketlerle kalkınabilir. Hatta şunu açıkça söyleyebilirim, Türkiye adam gibi bir Türkmen politikası yürütür, Irak Türkmen Cephesi ve Erşad Salihi’nin liderliğini desteklerse bölgedeki pek çok Kürt ve Arap’ın “Türk kökenli olduklarını” kanıtlama yarışına gireceğine eminim.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum: Türkiye, Irak’ta bir Türkmen politikasına sahip değil. Mevcut ve önceki hükümetlerimiz resmen Türkmenler ne ölsün ne de yaşasın politikası yürütmüş.

Kerkük Türk’tür, Türk kalacak demek için devletimizin bunu istemesi şart.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Değişim Hareketi IKBY Hükümeti'ni Devirme Tehdidinde Bulundu
Değişim Hareketi IKBY Hükümeti'ni Devirme Tehdidinde Bulundu
Urmiye Kent Konseyi Binasına Urumiye Yazıldı!
Urmiye Kent Konseyi Binasına Urumiye Yazıldı!