Advert
Türkistan Gezisi Notları - 3: Hoca Ahmet Yesevi Türk Kazak Üniversitesi
Vasıf İnanç DUYGULU

Türkistan Gezisi Notları - 3: Hoca Ahmet Yesevi Türk Kazak Üniversitesi

Yazılarımızı yazarken gezi yazısı gibi neyin nasıl olduğunu, tarihini, kimin hangi eseri yaptırdığından ziyade burada Türklük şuurunun ve kentlerdeki tarihi dokunun nasıl olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu yazımızda da Türkistan şehrindeki Türklük şuuru, Türk Dünyası bilinci ve Kazaklar ile  bu şehirde yaşayan Özbeklerin Türklüğe bakış açısını anlatmaya çalışacağız.

Güne başlarken otel resepsiyonunda “bugün nereyi gezmemiz gerektiğini” sorduk. İsmini çok duyduğumuz Ökkeş Ata türbesinin yanında üniversiteyi de gezebileceğimizi söylediler.  Üniversiteyi gezmeyi tercih ettik. Hoca Ahmet Yesevi Türk Kazak Üniversitesi hakkında kısa bir bilgi verirken resepsiyonistin "Bütün Türk dünyası o Üniversitede. Çuvaş, Hakas, bağımsız devletler kimi ararsan orada, inşallah siz de gelirsiniz." diyerek gülmesi hem Türk dünyası bilincinin yerinde olduğunu hem burada onları misafir etmekten memnun olduklarını gösterdi bize.

Üniversiteye gitmeden önce para bozdurmak üzere bankaya gittiğimizde ise sonradan isminin Can olduğunu ve 9 yaşında olduğunu öğrendiğimiz bir çocuk bizim konuşmamızdan Türk olduğumuzu anlayıp bize sorular yöneltti. Konuşup sohbet edip ona hediye olarak getirdiğimiz Türk bayraklı arabalardan birini verdiğimizde ise bizi evine davet etti. Babasıyla tanıştırdı. Babasından onların Ahıska Türkü olduğunu burada 300 haneli bir köyleri bulunduğunu öğrendik. Gürcistan'ın geri çağırdığını ama kimliklerine Gürcü yazılacağını burada ise Türk yazıldıkları için kalmayı tercih ettiklerini söyleyip bizi evlerine davet ettiler. O an zahmet vermek istemedik ancak akşam köyü görmeye gitmeyi de kafamıza koymuştuk. Ahıska Türklerinin köyüne yaptığımız ziyaret bizleri ziyadesiyle memnun edecekti. Bu ziyareti anlatmak hayli uzun süreceğinden ek bir yazı ile sadece bu köy ziyaretimizi anlatmaya karar verdik. 

Bankadan ayrılıp üniversiteye gittiğimizde ise yaz tatili olmasına rağmen Türk dünyasının her yerinden öğrencilerin olduğunu gördük. Farklı ülkelerden gelen kızlı erkekli grupların aralarında Türkçe konuşup anlaşmaları çok memnun etti bizi. Girerken fark etmemiştik ama makette gördüğümüz üzere girişte bağımsız Türk devletlerinin, özerk cumhuriyetlerin ve içinde Türk yaşayan ama Türklerin özerk bayrağının olmadığı ülkelerin bayrakları asılıydı (Irak gibi). Süleyman Demirel'in ismi ve Tayyip Erdoğan'ın Nazarbayev ile üniversitede katıldığı etkinliğin fotoğrafları duvarları kaplıyor. Mezuniyetlerini kutlayan öğrencilerin fotoğraf çekimi için tercih ettikleri noktalardan birisi de Türk bayrağı ile Kazak bayrağının tam ortası. Burada Türk dünyası halklarının kardeşliğini fark etmemek mümkün değil. Bu hissiyatın zirve yaptığı nokta ise üniversitenin kültür merkezinde bulunan müze. Müzede Türk dünyasının her yerinden geleneksel kıyafetleri görmek mümkün. Ziya Gökalp, İsmail Gaspıralı gibi Türk büyüklerinin fotoğraflarını duvara astıkları gibi, Fatih Sultan Mehmet'ten Hoca Ahmet Yesevi'ye, İbn-i Sina'dan Yunus Emre'ye birçok figürü duvarlara mükemmel bir çalışma ile işlemişler. Müzenin tam ortasında büyük bir yerküre var. Orada Türklerin yaşadığı neredeyse her yeri kabartma şeklinde belirtip bayrakları resmetmişler. Duvarın en ilgi çekici noktası ise bir tarafında Mustafa Kemal Atatürk'ün bir tarafta Nursultan Nazarbayev'in bulunduğu ortada ise Türk dünyasını bir ağaç, Türk dünyası ülkelerinin bayraklarını ise ağacın meyveleri olarak resmettiklerini düşündüğüm mükemmel bir çalışma yapmışlar. İnsanın bu müzede duygulanmaması elde değil. Üniversiteyle alakalı burada öğrendiğimiz bir başka bilgi ise Türk dünyasının her yerinden öğrencilere ücretsiz yaz okulu imkanıyla 23 günlük bir “Türk Dünyası Öğrenci Buluşması” organize ediyor olması. 4 senedir okul, konaklama ve yemek ücretini karşılayarak öğrencilere Kazakça ve Rusça derslerin verildiği bir program yapılıyormuş. 

Üniversiteden çıkıp hep yemek yediğimiz yöresel yemekler yapan lokantaya gidiyoruz. Hoca Ahmet Yesevi türbesine 500 metre bile olmayan bu lokantada fazla alkol tüketiliyor olmasını garipsemiştik ilk gün dahi ve garson kadına sormak istedik. O "Özüm içmiyorum. Müselmana namaz kılana haramdır ama ekmek akçasına çalıştığım için ses edemiyorum. Benim olsa mekan sattırmam ama şimdi ekmek akçası ilaç yok(çare yok)" diyerek ağzını kilitliyor eliyle. Ama bizimle muhabbet etmeyi sevmiş olacak ki çok kıymetli bilgiler ediniyoruz ondan sonraki anlattıklarıyla. Öncelikle Kazaklarla aralarının iyi olmadığını anlatıyor. Özbeklerin bölgede çok olduğunu, kendisinin de Özbek olduğunu söylüyor. "Kazaklara kalsalar bizi kovarlar, Taşkent buradan 300 km ama bizim ata dedelerimiz bile Türkistanlı, Hoca Ahmet Yesevi'nin yanıdır bizim yerimiz." diyor. "Nursultan Nazarbayev ölürse bizim halimiz yaman, Kırgızistan'da da Özbek çok, Oş'ta. Birkaç sene önce savaş çıktığında Kırgızlarla Özbekler arasında yine Nazarbayev dostlaştırdı." diye de ekliyor. Taksici Abdulvehap abiye sorduğumuz soruyu tekrarladık ve yine aynı cevabı aldık. "Hoca Ahmet Yesevi Türk'tür. Kazak, Özbek filan yok o zamanlar. Biz de hepimiz Türk'üz. Kazaklar mektepte Kazak diye anlatıyorlar ama biz herkese söylüyoruz o Türk'tür diye." diyor. (Sonradan okul çağındaki 3 kardeşe sorduğumuzda bu soruyu Kazak ve Türk cevabını aldık.)

Sovyet dönemini anlatırken "esir vakti" ifadesini kullandığını fark ettiğimiz ablanın bu konuyu biraz daha açmasını istediğimizde ise Sovyet dönemini çok da kötü hatırlamadıklarını daha iyi anlamış oluyoruz. Biraz da aile yapılarıyla ilgili sorular soruyoruz ve iki çocuğunun olduğunu birinin (erkek olanın) üniversite okuduğunu söylüyor. Kız olanı sorduğumuzda ise "Bizde kız okumaz evde oturur zamanı gelince er gelir ailesiyle isterlerse evlenir gider." diyor. Ahıska mahallesinin yolunu öğrenip ablaya teşekkür edip lokantadan ayrılıyoruz. 

Ahıska mahallesine doğru bizi götüren dolmuşçu Türk mahallesi deyince anlıyor nereye gideceğimizi ve sorup tam yerini öğreniyor. Dolmuşun içinde her yerde Kazakistan bayrağı olduğunu görünce Kazak sanıp ablanın anlattıklarını sormak istiyoruz. Dolmuş şoförü de Özbek olduğunu söylüyor. Kazaklarla iyi anlaşamadıklarını ancak Türkistan Kazakistan'a bağlı olduğu için Kazakistan'ın onun devleti olduğunu anlatıyor. Bayrakları da bu yüzden her yere asıyormuş. "Nasıl olsa onlar da Türk biz de Türk'üz." diye de ekliyor. Burada Türklük şuuru da Türkiye'den geldiğini öğrendikleri insanlara yaklaşımları da gerçekten bizim tahmin ettiğimizden çok daha iyi ve bu gerçekten bizi etkiliyor. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Büyük Final Vodafone Park’ta Olacak
Büyük Final Vodafone Park’ta Olacak
Rusya'dan Erbil'e: Irak'ın Bütünlüğünden Yanayız
Rusya'dan Erbil'e: Irak'ın Bütünlüğünden Yanayız