Advert

Erdoğan: ABD'nin Eline Filistinli Çocukların Kanı Bulaştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da büyükelçilerle iftar buluşmasındaki konuşmasında, "Açık söylüyorum, ABD'nin eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Analarının kucağında katledilen bebeklerin utancı, o bebeklere kurşun sıkma alçaklığı gösterenlerle beraber bu katillere suç işleme cesareti verenlerin de yüzüne yapışmıştır" dedi.

Erdoğan: ABD'nin Eline Filistinli Çocukların Kanı Bulaştı

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Geleneksel Büyükelçiler İftarı'nda yaptığı konuşmaya, tüm katılımcıları selamlayarak başladı. Ramazan ayının tüm insanlık için barışa, huzura ve esenliğe vesile olmasını dileyen Erdoğan, ramazanın yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğunu vurguladı.

'DÜNYANIN NERESİNDE OLURSA OLSUN, HİÇ KİMSE KENDİNİ GÜVENDE HİSSEDEMİYOR'

Erdoğan konuşmasında dünyanın zorlu ve sancılı bir süreçten geçtiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Karşı karşıya olduğumuz sorunlar sadece belirli bir bölge için değil, küresel anlamda herkes için farklı düzeylerde de olsa tehditler arz ediyor. Terör, şiddet, ırkçılık, ayrımcılık, açlık, yoksulluk, düzensiz göç, insani krizler, doğal felaketler tüm insanlığı büyük sınamalarla karşı karşıya bırakıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun hiç kimse kendini tam anlamda güvende hissedemiyor. Geleceğe dönük umutlar bilhassa gerilim, fakirlik ve kaosun hakim olduğu ülkelerde giderek yok oluyor. Belirsizlik ve güvensizlik uluslararası sistemin adeta alameti farikası, yani belirleyici niteliği haline geldi."

Dünyanın adeta kendi içinde hastalıklarla kıvranan, ızdırap çeken dev bir organizmaya dönüştüğünü dile getiren Erdoğan, "Biz ise tüm insanlık olarak sosyal, siyasal ve beşeri hayatımızı giderek daha fazla saran bu hastalıklara şifa bulmakta yeterli başarıyı halen gösteremiyoruz." dedi.

'DİPLOMASİNİN İMKANLARINA DAHA ÇOK BAŞVURULMALI'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel anlamda barış ve istikrarın anahtarının diplomasi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

Dünyadaki mevcut krizleri çözmenin, yenilerinin de önüne geçmenin yolu öncelikle diplomasiden geçiyor. Fakat son dönemde krizlere çözüm vasıtası olarak diplomasinin ciddi anlamda erozyona uğradığını, uğratıldığını görüyoruz. Diplomasinin imkanlarına daha çok başvurmamız gereken bir dönemde ne yazık ki bunlardan yeterince istifade edemiyoruz. Diplomasinin ikili ve çok taraflı sorunları çözmeye, iş birliği ve diyaloğu geliştirmeye, dünyamızı herkese veya herkes için daha yaşanılır bir yer kılmaya dönük araçlarını etkin şekilde kullanamıyoruz.

Yakın coğrafyamız başta olmak üzere maalesef bu yetersizliğin pek çok acı örneği vardır. Mesela Rum tarafının kaprisleri sebebiyle Kıbrıs sorununda bir türlü mesafe alınamıyor, Filistin meselesi giderek daha çok masum insanın hayatını kaybettiği bir trajediye dönüşüyor, 7 yıldır 13 milyon Suriyeli'yi evinden eden, 1 milyondan fazla insanın hayatına mal olan Suriye krizinde çözüm yolları birileri tarafından hep tıkanıyor. Yemen'de devam eden kaos, Libya'daki sıkıntılar, Ukrayna'daki malum durum diğer örneklerdir.

'MASUM İNSANLAR BEDEL ÖDEMEYE DEVAM EDİYOR'

Tüm bu krizlerde yeterli irade gösterilmediği ve diplomatik çabalar sabote edildiği için masum insanların bedel ödemeye devam ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Diplomasiyi kullanmama, özellikle bu sorundan çok daha büyüğü çok uzun uğraşlar sonucu elde edilen diplomatik kazanımların dinamitlenmesi sorunudur. Özellikle popülist kaygılarla hareket eden kimi politikacıların bu konuda züccaciye dükkanına giren fil misali hareket ettiğini görüyoruz. Yerleşik teamüller ve uluslararası hukuk ayaklar altına alınırken bölgesel barışın dinamosu olan çok taraflı anlaşmalar bir çırpıda rafa kaldırılabiliyor. Irkçı, göçmen karşıtı, İslam düşmanı, çatışmacı ve aşırı sağcı akımların siyaset üzerindeki baskıları ve talepleri ise bu ateşe adeta benzin döküyor."   

'İRAN ANLAŞMASI KONUSUNDA ATILAN ADIMLAR, YIKICI DIŞ POLİTİKA ANLAYIŞININ TEZAHÜRLERİNDEN BİRİ'

Popülizm eksenli iç ve dış politikanın Batılı devletler başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesini giderek daha fazla esir aldığını dile getiren Erdoğan, "Özellikle küresel barışa zarar veren bu yıkıcı dış politika anlayışının tezahürlerinden biri de İran Nükleer Anlaşması ve Kudüs meselesinde atılan adımlardır" diye konuştu.

'BARIŞÇIL AMAÇLARLA NÜKLEER ENERJİDEN FAYDALANILMASINI SONUNA KADAR SAVUNUYORUZ'

Katılımcıların Türkiye'nin nükleer enerji ve nükleer silahlar konusundaki tavrını yakından izlediğini belirten Erdoğan, "Enerji açığı olan bir ülke olarak biz nükleer enerjiden barışçıl amaçlarla faydalanılmasını sonuna kadar savunuyoruz. Her ülkenin buna hakkı olduğunu düşünüyoruz. Enerji ihtiyacını bu yoldan karşılamak isteyen ülkelerin hakkına da herkesin saygı göstermesi gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

'ASIL TEHDİT NÜKLEER SİLAHLAR, DÜNYA NÜKLEER SİLAHLARDAN TEMİZLENMELİ'

Rusya Federasyonu ile geçen ay inşasına başladıkları Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin Türkiye'nin artan enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayacağını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'yi nükleer enerji konusunda bir üst lige taşıyacak bu önemli santralin ilk reaktörünü Cumhuriyet'in 100'üncü yılı olan 2023 yılında hizmete alacaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

Nasıl dünyanın 31 ülkesindeki 450 nükleer santral bizim için tehdit değilse, çok sıkı denetlendiği sürece başkalarınınki de tehdit oluşturmayacaktır. Ülkemiz ve bölgemiz için asıl tehdit nükleer silahlardır. Ortadoğu öncelikle bu silahlardan temizlenmelidir, daha ileri gidiyorum tüm dünya nükleer silahlardan temizlenmelidir.  

'ELLERİNDE 15 BİNİ AŞKIN NÜKLEER BAŞLIKLI SİLAH BULUNDURANLAR DÜNYAYI TEHDİT ETMEKTEDİR'

Kendi ellerinde 15 bini aşkın nükleer başlıklı silah bulunduranlar şu anda dünyayı tehdit etmektedirler. Onlar rahatlıkla bunu kullanırken farklı ülkelerde nükleer başlıklı silahı olanlar, onlar için niye tehdit oluşturuyor. Eğer adil davranacaksak, adil yaklaşım göstereceksek o zaman nükleer silaha sahip olduğu bilinen ülkelerin nükleer güç santrallerini tehdit olarak göstermesinin dünya kamuoyunda hiçbir inandırıcılığı yoktur. Biz Türkiye olarak İran nükleer meselesi dahil, hal yoluna koyulmuş krizlerin yeniden köpürtülmesini kabul etmiyoruz. Amerikan yönetiminin kararı karşısında diğer imzacı ülkelerin anlaşmaya bağlılıklarını ifade etmelerini de son derece olumlu buluyoruz.

ABD yönetiminin uluslararası hukuku, teamülleri, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BMGK kararlarını çiğneyerek 14 Mayıs'ta attığı adımın 62 Filistinlinin şehit olmasına, 2 bin 700 Filistinlinin yaralanmasına neden olduğunu belirten Erdoğan, "Bir kez daha işgale karşı demokratik haklarını kullanırken İsrail'in devlet terörüne kurban verdiğimiz Filistinli şehitlere Allah'tan rahmet diliyorum" diye konuştu.

'AMERİKAN YÖNETİMİNİN DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER VE BARIŞ KONUSUNDA SÖYLEYECEKLERİNİN HİÇBİR KIYMETİ OLMAYACAK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaralanan Filistinlilere şifa dileyerek, şöyle devam etti: "İsrail yönetiminin 'terörist' diye yaftaladığı Filistinli şehitler arasında 8 aylık bebekler, kadınlar, gençler, tekerlekli sandalyedeki engelliler de bulunuyor. Attığı son provokatif adımla Amerikan yönetimi İsrail'in katliamlarına da ortak olmuştur. Açık söylüyorum, ABD'nin eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Analarının kucağında katledilen bebeklerin utancı, o bebeklere kurşun sıkma alçaklığı gösterenlerle beraber bu katillere suç işleme cesareti verenlerin de yüzüne yapışmıştır. Amerikan yönetiminin bundan sonra demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve barış konusunda söyleyeceği sözlerin hiçbir kıymetiharbiyesi olmayacaktır. Bebek katillerinin sırtını sıvazlayan bir anlayışın demokrasinden bahsetmesi tam bir oksimoronluk örneğidir, kendi kendiyle çelişki örneğidir. Uluslararası hukuku hiçe sayan bir zihniyetin başkalarına hukuk telkin etmesi ise pişkinliktir, yüzsüzlüktür."

'ÇİFTE STANDART HALEN DEVAM EDİYOR'

Terör örgütlerine karşı tavizsiz mücadelenin önemine değinen Erdoğan, "PKK ve onun Suriye kolu PYD/YPG, DEAŞ, El Kaide el önemlisi yeni nesil hibrit bir terör örgütü olan FETÖ ile kararlılıkla bir mücadele yürütüyoruz ancak uluslararası alanda terör konusunda çifte standartın halen devam ettiğini üzülerek söylemek durumundayım" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, IŞİD'e karşı yükselen seslerin PKK ve türevleriyle FETÖ söz konusu olduğunda sus pus kesildiğine işaret ederek, şunları kaydetti: "Hatta PYD/YPG konusunda tavırlar örgütün adeta daha fazla zulüm ve baskı yapması için destek beyanına dönüşüyor. Ayrıca PKK paçavraları yıllardır batı ülkelerinde serbestçe kullanılabiliyor. Terörist başının paçavraları aynı şekilde kullanılabiliyor. Örgüt baskı ve tehditle para topluyor. Mensupları başkentlerin en merkezi meydanlarında terör propogandalarını rahatça yapabiliyor. Benzeri bir durum FETÖ için de geçerlidir."

'AVRUPA'NIN BİRÇOK ÜLKESİ, KATİLLER İÇİN GÜVENLİ LİMANLARA DÖNÜŞTÜ'

Erdoğan, "Avrupa'nın birçok ülkesi, eli masum kanına bulaşmış katiller için adaletten kaçabilecekleri güvenli limanlara dönüştü. Terör örgütleri karşısında böyle ikircikli bir tutum sergiledikçe kimse kusura bakmasın terörle mücadelede bir arpa boyu yol alınması mümkün değildir. Öncelikle teröriste terörist demeyi bilmek, sonra da onlara karşı el birliğiyle mücadele etmek şarttır. Bu vahim tablo karşısında Türkiye, bekasına yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmek için kendi önlemlerini almaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

'HERKES İÇİN BARIŞ, ADALET, REFAH VE KALKINMA İSTİYORUZ'

Erdoğan, 24 Haziran'da Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nin yapılacağını hatırlatarak, bu seçimlerle kriz ve kaos üreten mevcut yapının terk edilerek, istikrarı ve milli iradenin üstünlüğünü garanti edecek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçileceğini söyledi.

16 yıldır iktidarda olan bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak yeni yönetim modelini, en büyük reformlardan biri olarak gördüğünü aktaran Erdoğan, şunları kaydetti: "16 yıldır kurucu değerlerimizden ve bizi biz yapan hasletlerden asla sapmadık. 2001 yılı ağustos ayında partimizi kurarken neyi savunuyorsak bugün de aynı ideali, davayı savunuyoruz. Bizim en büyük arzumuz Türkiye'yi demokraside, özgürlüklerde, ekonomide özellikle de demokraside ve diğer alanlarda muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımaktır, ülkemizi güçlendirirken aynı zamanda dost ve kardeşlerimizin de ihtiyaç durumlarında yardımlarına koşmaktır. Biz paylaşmanın, dayanışmanın özellikle bereketine inanan bir medeniyetin temsilcileriyiz. Biz sadece birileri gibi kendine demokrat, kendine özgü bir ülke değiliz. Asla da böyle olmayacağız. Biz komşularımız başta olmak üzere herkes için barış, adalet, refah ve kalkınma istiyoruz."

Sputnik

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Rusya’da Türkmenistan Kültür Günleri
Rusya’da Türkmenistan Kültür Günleri
Kazakistan Orta Asya Yatırımlarının Yüzde 70'ine Sahip
Kazakistan Orta Asya Yatırımlarının Yüzde 70'ine Sahip