Advert

Türk Ocakları'ndan Tayfun Atay'a Cevap

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Tayfun Atay bugünkü köşesinde Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz'ün kendisine hitaben yazdığı mektubu yayınladı.

Türk Ocakları'ndan Tayfun Atay'a Cevap

 

Atay geçtiğimiz günlerde yazdığı "Türkçülüğün son esası, ‘asimilasyon’ mu?" başlıklı yazıda "Türk Ocakları’nın savunduğu milliyetçilik, ulus-devlet Cumhuriyet’le resmiyetin inhisarına geçince Türk Ocakları tarihsel işlevini tamamlamıştır. " ifadesini kullanmıştı. Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz buna hitaben bir mektup kaleme almış ve yazara göndermişti. Yazar bu mektubu bugünkü köşesine taşıdı...

İşte o yazı:

ÖDEMEYE DEĞER MUTLU BİR BEDEL

 

"Geçtiğimiz çarşamba bu köşede kaleme aldığım “Türkçülüğün son esası‘asimilasyon’ mu?” başlıklı yazıma yönelik Türk Ocakları Genel Başkanı ve üniversiteden kadim dostum Prof. Dr. Mehmet Öz’den mektup geldi. Haklı olarak, 1931’de işlevini tamamladığı gerekçesiyle “Resmiyet”çe kapatılan Türk Ocakları’nın 1949’dan itibaren milliyetçilik bahsinde bir kültürel-düşünsel odak olarak yeniden “canlandırılmasını” o yazıda (öncelikli konu gereğince de olsa) ihmal etmiş olmamı ince bir serzenişle hatırlatıyor. Doğrudur, araya bir cümle ile de olsa bu hususu eklemeliydim; üstelik Ocak’ın bu “ihya”sına değinen bir başka yazı da yazmıştım daha önce... Ah şu köşe yazısının “tasarruf” derdi!.. 
İhmalin bedeli, aşağıda ilginize açılan mektup. Ödemeye değer, mutlu bir bedel benim için!.. 

***

TÜRK OCAKLARININ ETKİSİNİ GÖRMEZDEN GELMENİZ DOĞRU DEĞİL

“Sayın Atay, 
İngiltere ve Hacettepe yıllarından otuz yıllık dostunuz olarak yazılarınızı yakından takip ediyorum. Genel Başkanı olduğum Türk Ocağı’na da yerveren yazınız münasebetiyle bu satırları yazma ihtiyacını hissettim. 
17 Ocak’taki yazınızda, sivil Türk milliyetçiğinin günümüzde artık ‘AKP ve Erdoğan’ın inhisarında’ göründüğünü ileri sürüyorsunuz. Yazınızda, özelliklegünümüz siyasetine dair ilginç tespitler ve tahliller var. Ancak ben bunlardan ziyade Türk Ocakları’na dair ifadelerinizle ilgili noktalar hakkındaki kanaatlerimi ifade edeceğim. 
İlk olarak, 1949’daki yeni döneminden itibaren Türk Ocakları’nın sivil milliyetçilik alanındaki etkisini ve rolünü görmezden gelmeniz, yok saymanız gerçeklerle bağdaşmaz. Türk Ocakları’nın başlangıçtaki Türkçülüğünü, resmî Türk milliyetçiliği olarak nitelemek de kanaatimce tartışmalıdır. İttihatçıların içinde Türkçüsünden İslamcısına, Batıcısından liberaline pek çok kişi vardı.İttihat ve Terakkî’nin Merkez Komitesi üyesi ve Türkçülüğün fikir babası Ziya Gökalp, Türk Ocağı’nda genel başkan adayı olmuş ama kazanamamıştır.

1931'DE TÜRK OCAKLARI İLE DEVLET ARASINDAKİ FARKLAR VARDI

Cumhuriyet döneminde, özellikle tek-parti rejimiyle birlikte Türk Ocakları’nın resmî milliyetçiliğin sözcülüğünü yaptığı kısmen doğru olmakla birlikte Türk Ocakları içinde resmî istikametten farklı düşünenler de vardı. Nitekim 1931’de Türk Ocakları’nın kendisini feshetmesi talimatının verilmesinde de Türk Ocakları’nın çizgisi ile Cumhuriyet Halk Fırkası veya daha doğru ifade ile devlet arasındaki farkların rol oynadığı açıktır. 
Türk Ocakları demokrasiye geçildikten sonra sivil toplum örgütü olarak milliyetçiliğin entelektüel sahada ve gençler arasında savunulması veyaygınlaşması için çalışmıştır. 1950’lerden günümüze kadar Türkiye konjonktürünün değişmesine bağlı olarak bunu şu veya bu ölçüde yapabildiği söylenebilir. Ama bugün 84 şubesi, takriben 20.000 üyesi, Türk Yurdu dergisi ile Türk Ocakları, ülke sathında milliyetçilik düşüncesinin entelektüel vekültürel alanda en önde gelen temsilcilerinden biridir. Yoğun fikir ve eğitim faaliyetlerimizden birinde İstanbul şubemizdeki gençlerimizin sizi ağırladığınıokuyucularınızla da paylaştığınızı biliyorum. Fikir, sanat ve kültür planında, siyasî çekişmelerin dışında kalmaya özen gösteren Türk Ocağı’nın öncü rolü devam etmekte olup tarihî işlevini tamamladığı iddiası 1931 için geçerli olsa da bugün için afakî bir yorumdur. 
Türk Ocakları sürekli olarak Türkiye’nin, Türk dünyasının meseleleri üzerinde toplantılar, çalıştaylar, konferanslar düzenliyor. Ancak bunun yeterliolmadığının, sadece savunmacı ve içe dönük bir milliyetçilikle varılacak büyük bir hedef olamayacağının bilinciyle 2009 ve 2010 ve 2011 yıllarında, benim Hars Heyeti Başkanı olduğum dönemde düzenlenen üç çalıştaydaTürk Ocağı’nın 21. yüzyıldaki ufku ve görevinin, tarihimizden ibret ve ilham alarak yeni bir medeniyet tasavvurunu ortaya koymak olduğu fikrinde mutabık kalınmıştır. Bizim milliyetçilik anlayışımızın kapsayıcı ve içerici niteliği vurgulanmış, millî ama aynı ölçüde bütün insanlığa söyleyecek sözü olan bir medeniyet hamlesine ihtiyaç duyulduğunun altı çizilmiştir. 

YAŞANANLAR CUMHURİYET DEĞERLERİNİN ANLAŞILMASINA VESİLE OLDU
2010’lu yıllar maalesef ülkemizde böyle derinlikli projelerin, tefekkür çabalarının değil ‘kumpaslar’ etrafında dönen sığ polemiklerin yaşandığı, terör örgütleri ve küresel güçler karşısında devletin ve milletin varlığının tartışıldığı bir dönem olmuştur. Biz yine de yaşadığımız bu kaos veya fetret içinden büyük bir sıçrama yapabilecek tarih ve medeniyet birikimine sahip olduğumuza inanıyoruz. Son dönemde yaşananların, Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün Türk tarihindeki yeri ve önemini daha iyi anlamamıza, milletindeğişik kesimleriyle Cumhuriyet değerlerinin buluşmasına da vesile olduğuna inanıyoruz. Siyasetin kutuplaştırıcı dili, etnik ve mezhebi ayrılıklarınkışkırtılması gibi olumsuzluklara rağmen Türk milletinin bu süreçten çok daha güçlenerek çıkacağına ve yeni bir medeniyet sentezini inşa edeceğineinanıyoruz. 
Bilvesile, selam ve saygılarımı sunarım. 
Prof. Dr. Mehmet Öz 
Türk Ocakları Genel Başkanı”

Cumhuriyet

türk ocakları tayfun atay prof. dr. mehmet oz
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Azerbaycan Dışişleri Sözcüsü: Hollanda’nın Kararı Kasıtlıdır
Azerbaycan Dışişleri Sözcüsü: Hollanda’nın Kararı Kasıtlıdır
Türkmen Gazı Tören ile Ulaştı
Türkmen Gazı Tören ile Ulaştı