Advert

Ocakbaşı Sohbetlerinde '2017’den 2018’e Türkiye' Konuşuldu

Türk Ocakları Genel Merkezinin Cumartesi günleri düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, “2017’den 2018’e Türkiye” başlıklı bir konuşma yaptı.

Ocakbaşı Sohbetlerinde '2017’den 2018’e Türkiye' Konuşuldu

Prof. Dr. Öz, “Bu yıl, şubelerimizle yaptığımız bölge toplantılarında şube başkanları ile özellikle ülke sorunlarını konuştuk. Bugün de ülke sorunlarından ve bu sorunların nasıl çözülebileceğinden bahsetmeye çalışacağız.” diyerek sözlerine başladı.

2010’LU YILLAR MÜCADELE VE ZORLUK YILLARIYDI

2010’lu yılların zorluklarla mücadele ile geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Öz, yaşadığımız olayları sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için 1990’larda iki kutuplu dünya sisteminin ortadan kalkması sürecine kısaca işaret etti ve özetle şunları söyledi:

“Medeniyetler çatışması, laik ve anti-laik çatışması, aydınların öldürülmesi gibi olaylarla geçen 90’lı yıllarda Türk dünyasına yönelebilme imkânımız pek olmadı; kendi sorunlarımızla içimize döndük. Ardından, 2003’te Irak’a yapılan ikinci müdahale ile Orta Doğu’da planlanan düzenin süreci gözle görülmeye başlandı.”

“Türkiye’de yeni bir iktidar oluştu.  2002’den beri Türkiye’yi Ak Parti yönetiyor. Ak Parti iktidarının başında Avrupa Birliği ile aramız iyiydi, ortak çalışmalara ve görüşmelere hız verildi. Fakat Avrupa Birliğine katılma noktasına geldiğimizde Türk milliyetçilerinin hep söylediği ortaya çıktı ve Avrupa Birliğine giremeyeceğimiz gerçeği anlaşıldı. Bunun sonucu olarak Avrupa Birliği ile aramız açıldı.”

“Türkiye’nin yakın tarihinde çok önemli bir kırılma noktası olan 2010 referandumundan ‘Evet’ sonucunun çıkmasının ardından hukuk düzenimiz büyük bir tahribata uğradı, Genelkurmay Başkanı dahi terör örgütü üyeliğinden hapse atılabildi.”

“Türkiye, 2010’lu yılların başında ‘açılım’ sürecine girdi; hükümet ‘Kürt meselesi’ni çözmek için bir çabaya girdi. Bunun yanlış olduğunu, teröristlere güvenilmeyeceğini söyleyen Türk milliyetçileri haklı çıktı; sürecin sonunda şehirlerimizi cephaneliğe dönmüş şekilde bulduk.”

“17-25 Aralık’ta içeride ve dışarıda başlayan süreç, 15 Temmuz’a kadar gitti; Türk devleti, milleti ve ordusu en büyük darbeyi aldı. Yani 2010’lu yıllar zorluklarla ve mücadele ile geçti.”

REFERANDUM, FETÖ, KHK’LER VE BYLOCK DAVALARI

15 Temmuz darbe girişimi ile devletin, milletin ve ordunun alabileceği en büyük darbeyi aldığını söyleyen Prof. Dr. Öz, şunları ilave etti:

“Darbelerin, zorlukların içinde kutuplaşan toplumu, referandum daha da kutuplaştırdı. Keşke Meclis’teki üç parti, dayanışma ile toplumdaki kutuplaşmayı yumuşatsaydı.”

“Bu yıl içinde FETÖ yargılamaları yapılmaya devam ediyor. Bu yargılamaların nereye gideceğini kestirmek zor. Özellikle Bylock konusunda şikâyetler var. Ankara Başsavcılığı’nın açıklamasına göre 11.000’den fazla kişinin telefonuna Bylock’un kendi iradeleri dışında bulaştığı, bunlardan bin kadarının tutuklu olduğu ortaya çıktı. Böyle olayların yaşanmasının sebebi, hukukun sarsılmasıdır. Böyle mağduriyetlerin yaşanmaması lazım çünkü böyle mağduriyetler ancak ve ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanlarının işine yarar.”

“Bir de KHK meselesi var. Son KHK ile sivillere yargı muafiyeti konusu çokça tartışıldı. Böyle konuların çok tartışılması zarar verir. Hükûmet yetkilileri, 15-16 Temmuz günlerinin kastedildiğini ifade etti; kararnameye bunu yazarsınız, iş biter. Türk Ocakları, Türkiye’nin uğradığı darbe girişimi sonrasında OHAL’e destek verdi ve vermeye de devam ediyor. Çünkü biz Türkiye Cumhuriyeti’nin tehlikede olduğunu biliyoruz. Fakat OHAL’e destek verirken şunu da söylemek gerekir: KHK’ler sadece OHAL’i ilgilendiren konularda çıkmalıdır. OHAL ile ilgili olmayan konuların KHK ile düzenlenmesi yanlış. Millî Mücadele’yi Meclis yapmıştır. Bunu unutmayalım.

EĞİTİM SİSTEMİ, SURİYE VE İŞSİZLİK

“Beka meselesinden bahsedilirken eğitim, ekonomi, güçlü ordu ve bilim ve teknoloji konularının birinci planda ele alınması gerekli ve zaruridir. Bu bağlamda üretim konusunda ve eğitim sistemini oturtma konusunda sorunlar yaşıyoruz.” diyen Prof. Dr. Öz, “Rusya’dan S-400 alıyoruz. Elbette güvenliğimiz için yurtdışından silah almamız gerekiyorsa almalıyız fakat Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın da söylediği gibi bizim kendi silahımızı üretmemiz gerekiyor. Bu konuda çalışan kurumlarımız var fakat hangi seviyede olduğumuz tartışılır.”

“Ekonomimiz güçlü mü? Büyüme oranlarımız umut verici fakat sokağa çıkıp vatandaşa sorduğunuz zaman durumun hiç de iç açıcı olmadığını görüyorsunuz. Gençlerde işsizlik çok yüksek oranlarda, üniversiteli gençlerin çoğu kendi bölümlerinin işini yapmıyor. Elbette günümüz şartlarında bu durumlar yaşanabilir fakat bunun da planlaması yapılmalı, gençler beklemedikleri durumlarla karşılaşmamalı.”

“Geçen yıl, eğitim konusunda köklü değişiklikler oldu. Ak Parti, on beş yıldır ülkeyi yönetiyor. Birçok bakan değişti ve her bakan kendi sistemini getirdi. Oysa istişareler yapılsaydı, eğitim için kafa kafaya verilseydi bu konu çözülürdü. Bir diğer sıkıntımız da eğitim sistemimizin sınav odaklı olmasıdır. Sisteminizi sınav odaklı kurarsanız sınavın içeriğinde bulunmayan konularda gelişim sağlayamazsınız çünkü kimse o konulara çalışmaz.”

“Suriye meselesinde, PYD konusunda Rusya’nın bizimle aynı düşünmediği açıktır; ABD’nin karşımızda olduğu kesindir. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde bir yapıya asla izin vermemelidir.”

“Türkiye bu sorunlarla mücadele ederken gerçekçi olmalı; bölgedeki kaygan zemini, mesele temelli ittifakları iyi hesaplamalıdır.”

2018, TARTIŞMALARLA GEÇEN BİR YIL OLACAK

Önümüzdeki yılda gündemin nasıl şekilleneceğine de değinen Prof. Dr. Öz, sözlerine şöyle devam etti: “2018’in de tartışmalı bir yıl olacağı belli. Türk Ocakları siyaset üstü bir kurumdur fakat ülke meselelerinin gerektirdiği konulara yorum yapmaya ve fikirlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz.”

“Önümüzdeki yıl, referandum sonrası değişen sisteme uyum sağlamak için çıkartılacak uyum yasalarının tartışmaları ve cumhurbaşkanlığı seçiminin hazırlıkları ile sıcak geçecektir. Gelecek yıldan itibaren hukuk devletinin yeniden inşası için adımlar atılmalı, ülke normalleşmelidir. Adalet ve hukuk düzenindeki tahribatın giderilmesi istikametindeki çabalar ilerletilmeli, toplumu kucaklayıcı bir yönetim anlayışı egemen kılınmalıdır. Adalet, liyakat ve istişare ilkeleri-ki bunlar aynı zamanda Kur’an’ın da emirleridir- gereği gibi uygulanmalıdır. Yeni çağa uyum sağlanmalı, aynı zamanda toplumsal değerlerimizde yıpranma önlenmelidir. Bu çok önemli, özellikle gençler arasında son dönemde yaşananların da etkisiyle manevi değerler konusunda olumsuz gelişmeler yaşanmaktadır.”

“2018’in 2017’den daha iyi bir yıl olmasını, Türk dünyası ve İslam dünyasındaki tehditleri görmemizi ve bunlara karşı gerekenleri yapılmasını, Türkiye’nin geleceği için fikri ve vicdanı hür gençler yetiştirmemizi, iç ve dış siyasette Atatürk’ün zamanında çizdiği çerçeveyi günümüz şartlarına uyarlayarak uygulamamızı diliyorum.”.

Program soru cevap kısmının ardından sona erdi.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çubarov: Sözde Mahkemenin Kararı Toplumumuzun Zaferi
Çubarov: Sözde Mahkemenin Kararı Toplumumuzun Zaferi
Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz'ün Bayramı Mesajı
Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz'ün Bayramı Mesajı