Advert

Ocakbaşı Sohbetlerinde 'Türkiye - NATO İlişkileri' Konuşuldu

Türk Ocakları Genel Merkezinin Cumartesi günleri düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta Prof. Dr. Celalettin Yavuz, "Türkiye - NATO İlişkileri Nereye Gidiyor?" başlıklı bir konuşma yaptı.

Ocakbaşı Sohbetlerinde 'Türkiye - NATO İlişkileri' Konuşuldu

NATO ile sorunların artmasının Norveç'te düzenlenen tatbikatta Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın düşman olarak hedef tahtasına konulmasıyla başladığını söyleyen Prof. Dr. Yavuz, "Birdenbire parlayarak tepki verdik, bu hatadır; devlet ani tepkilerle ve kararlarla yönetilmemeli." diyerek sözlerine başladı.

"Asker ya memleketin askeridir ya da asker değildir."

Kendisinin aynı zamanda Kurmay Albay rütbesiyle emekli olmuş bir asker olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yavuz, halkta oluşan NATO ve "NATO'nun subayı" algısının yanlış olduğunu ve orduya böyle bakılmaması gerektiğini vurguladı: "Ben, akademisyenliğin dışında Kurmay Albay rütbesiyle emekli olmuş bir deniz subayıyım. Size şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; NATO'nun subayı, NATO'nun askeri diye bir şey yoktur. Asker ya bu memleketin askeridir ya da asker değildir. Üniforma giymiş olması bir kişiyi asker yapmaz. Buna göre şunu da söylemek gerekir: Bize orduda darbe yapmayı öğretmediler, biz de öğrencilerimize bunu öğretmedik. Bunu söylüyorum çünkü 'NATO veya NATO subayları darbecidir.' algısı halkta oluşmaya başladı. Bu yanlış bir algıdır."

"Türkiye, güvenlik politikasını barışçı ve ortaklığa dayanan bir anlayışla oluşturdu."

Atatürk döneminden itibaren Türk devletinin dış politikada ve güvenlik politikalarında barışa ve ortaklığa önem verdiğini belirten Prof. Dr. Yavuz, bu yöntemin devam etmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Yavuz, "Türkiye'nin güvenlik politikası iki temel üzerine kurulmuştur: birincisi coğrafi konum, ikincisi komşularla ilişkiler. Türkiye bu iki temel üzerinde paktlarda ve örgütlerde yer almış, işbirliği yapmış fakat iç işlerine karışılmasına da engel olmaya çalışmıştır. Bu paktlar ve örgütlere Balkan ve Sadabat Paktları örnektir. Savaş tehlikesi nedeniyle bu paktlarda bulunan Türkiye, Sovyet tehlikesinden korunmak için de NATO'ya CHP döneminde başvurmuştur, fakat kabul edilen başvuru DP döneminde, Kore Savaşı ile olmuştur." diyerek NATO'ya giriş sürecimizi anlattı.

"Türkiye NATO'dan çıkarsa buna sevinmeyecek ülke yoktur."

Prof. Dr. Yavuz, Türkiye'nin Batı'ya rağmen Batı ile iş birliği yaptığını söyledi. "Türkiye'nin yarım yamalak da olsa tek söz sahibi olduğu teşkilat NATO'dur." diyen Prof. Dr. Yavuz, NATO'dan ayrılmanın Türkiye'nin değil Batı'nın işine geleceğini belirtti.

"NATO'dan ayrılırsak ne yapabiliriz?"

NATO'nun bir dostluk kuruluşu değil, bir savunma ittifakı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yavuz, "NATO üyesi olmak NATO üyesi devletlerle sorun yaşanmayacağı anlamına gelmez." dedi ve Türk - Yunan sorununda NATO ülkelerinin genelinin Yunan yanlısı tutum sergilediklerini, ABD'nin Irak işgalinde Fransa ve Almanya'nın karşı çıkışını, ABD'nin Almanya'nın önemli isimlerinin telefonlarını dinlemesini buna örnek gösterdi. Prof. Dr. Yavuz, NATO'dan ayrılmamız durumunda girebileceğimiz veya kurabileceğimiz bir askerî örgüt olmadığını belirtti. Bulunduğumuz coğrafyada ortaklıklar kurmaya özen göstermemiz, bozmaktan kaçınmamız gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yavuz, "Güvenlik politikası hamasetle ve biat kültürüyle değil, millî menfaatler uğruna akılcı ve gerçekçi bir yol izleyerek belirlenir. Diplomaside anlık tepki değil, tecrübe ve sağduyu esastır." deyip ilişkilerde akılcılık ve sağduyu çağrısı yaparak sözlerini sonlandırdı.

Program, dinleyicilerin sorularının cevaplandırmasıyla sona erdi. 

Haber: Mert Oğuz COŞKUN

 
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çin, Uygurlar'dan DNA Örnekleri Topluyor
Çin, Uygurlar'dan DNA Örnekleri Topluyor
Milli Savunma Bakanı'ndan Bedelli Açıklaması
Milli Savunma Bakanı'ndan Bedelli Açıklaması