Advert

Ocakbaşı Sohbetlerinde 'Kadına Şiddet' Meselesi Konuşuldu

Türk Ocakları Genel Merkezinin Cumartesi günleri düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta Prof. Dr. Aliye MAVİLİ AKTAŞ, “Kadına Şiddete Hayır! Şiddetsiz Bir Hayat Arayışı” başlıklı bir konuşma yaptı.

Ocakbaşı Sohbetlerinde 'Kadına Şiddet' Meselesi Konuşuldu

Sözlerine “Keşke hiç şiddet olmasa!” diyerek başlayan Prof. Dr. Aktaş, mevcut durumun bu temenniyi yansıtmadığını ve toplumdaki şiddet artışına farklı bir açıdan bakmamız gerektiğini söyledi.

“Kadına şiddet konusunun basın tarafından işlenmesinin farklı sonuçları var.”

Türkiye’de kadına yönelik şiddet konusunun tartışılmasının son on yılda yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Aktaş, şiddeti toplumsal bir sorun olarak görmenin şart olduğunu ve şiddeti incelerken sadece kadın açısından bakmamamız gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Aktaş, basının kadına yönelik şiddeti son yıllarda bolca işlemesinin iki sonucu olduğunu belirtti ve bu sonuçları kadına yönelik pozitif ayrımcılığın artması ve toplumda erkeklere olan güvenin azalması olarak sıraladı. Prof. Dr. Aktaş, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmasının gerekli olduğunu fakat bu durumun erkek düşmanlığına dönüşmemesi gerektiğini belirterek, “Dünya genelinde yapılan araştırmalar kadınların eğitim durumu ve ekonomik koşulları açısından erkeklerden daha geride olduğunu gösteriyor. Bu yüzden pozitif ayrımcılık gerekli. Fakat toplumda erkeklere karşı düşmanlığın doğması çok sakıncalı bir durum. Bu düşmanlık toplumda cinsiyet temelli bir kopuş yaşanmasına neden oluyor. Bir diğer araştırma aile içinde şiddetin %30 oranında olduğunu gösteriyor. Bu oranları anlamak gerçekten zor. Bu oranları anlamak için şiddete sadece kadına yönelikmiş gibi bakmamamız gerekiyor. Ekonomik ve psikolojik şiddete maruz kalan çok fazla erkek var.”dedi.

“Cinsiyetler arasında eşitliği sağlarken cinsiyetler arasındaki farkları da korumamız gerek.”

Günümüzde aile içindeki veya çiftler arasındaki problemlerin en büyük nedenlerinden birinin aileye olan aidiyetin azalması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aktaş, bu durumdan kurtulmanın bir yolunun aile içindeki görevlerin ve sorumlulukların eşler arasında adaletli bir şekilde paylaşılması ve cinsiyetler arasındaki farkın korunması olduğunu söyledi. “İlişkilerde ilerleyen zamanlarda erkeğin kadın için baba, kadının erkek için anne olması durumu engellenirse, yani eş olma hâli devam ederse aile içindeki birçok sorun çözülür.” diyen Prof. Dr. Aktaş, aile içinde rollerin doğru paylaşılmasının en sağlıklı yolunun öfke dilinden vazgeçip “ben dili”ne yani suçlayıcı ya da yargılayıcı değil tepkileri kişisel duygu ve düşüncelerle ifade edildiği bir dile dönmek olduğunu belirtti.

“Şiddet sadece fiziksel değildir.”                                                  

Şu anda devletin arabuluculuk uygulamasıyla şiddeti önlemeye çalıştığını söyleyen Prof. Dr. Aktaş, bu yöntemle boşanma eşiğine gelmiş ailelerde ötekileşmenin önlenmesine çalışıldığını belirtti. Ailelerde, çiftlerde, iş ortamında ve arkadaşlıklarda şiddetin sadece fiziksel olarak algılanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Aktaş, internet ortamında özel bir konuşmanın paylaşılmasının, kadının erkeğe “Sen de erkek misin?”, erkeğin kadına “Sen kadınsın, ne anlarsın?” demesinin de şiddet olduğunu söyledi. Bu tip psikolojik şiddet olaylarından, farklılıkları zenginlik olarak görüp, bu anlayışla çocuklarımızı yetiştirerek kurtulabileceğimizi vurgulayan Prof. Dr. Aktaş, bu şuurla büyüyen çocukların etrafındakilere saygılı birer birey olacağının altını çizdi. Aynı zamanda çocukları aileye bağlı bireyler olarak yetiştirmenin her türlü kötü alışkanlığı önleyeceğini de söyleyen Prof. Dr. Aktaş, böylece toplumun birleşeceğini vurguladı.

“Kadınını kaybetmiş bir ulus, geleceğini de kaybetmiş bir ulustur.”

Şiddet sorununun kökünden çözülmesinin dernekler, danışma merkezleri ve bildirilerle yani eğitimle olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Aktaş, “Eğitim dışında hiçbir yolun şiddeti engelleyemeyeceğini sığınma evlerinde gördük. Aile kurumumuzun restore edilmesi gerektiğini, kadınların eğitim ile bireyler hâline getirilmesi gerektiğini, aile danışma merkezlerinin daha aktif ve yapıcı hâle getirilmesi gerektiğini, çocuklarımızın şiddete karşı bilinçli bir şekilde büyütülmesi gerektiğini savunuyorum. Çünkü bunlar kadını ve erkeği, tüm toplumu korur. Kadınını kaybetmiş bir ulus, geleceğini de kaybetmiş bir ulustur. Bundan dolayı kadının ve erkeğin birlikte var olabileceğini bilmeli ve cinsiyetler arasına saygıyı yerleştirmeliyiz.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Program dinleyicilerin sorularının cevaplandırılmasıyla sona erdi.

Haber: Mert Oğuz Coşkun

Türk Ocakları Aliye Mavili Aktaş Kadına Şiddet
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tebriz’de Genç Kadının Üzerine Asit Atıldı
Tebriz’de Genç Kadının Üzerine Asit Atıldı
Trump Medyaya Ateş Püskürdü: Amerika'nın Kara Lekesisiniz
Trump Medyaya Ateş Püskürdü: Amerika'nın Kara Lekesisiniz