Advert

Yenisey Kıyılarında Yeni Buluntular

Yenisey Nehri Kıyılarında Hunlara Ait 2200 Yıllık Kadın Savaşçı Mücevherleri Bulundu

Yenisey Kıyılarında Yeni Buluntular

Hun kadın savaşçılar tarafından takılan kemer tokalar, Tuva Cumhuriyeti’ nin Yenisey Nehri kıyılarında bir kazı sonucunda bulundu.

Kurgandan çıkarılan arkeolojik buluntulardan elde edilen sonuçlara göre mezarda bulunan takılar kadınların ölümden sonraki hayat için süslendiğini düşünülmektedir. Ayrıca omuzları da alev şeklinde bronz süslemelerle süslenmiş. Bunlara ek olarak kemerlerinde de bronz kullanılmıştı. Hun erkekleri ise ağırlıklı olarak denir tokalar kullanıyorlardı.

Tokalar sanat eseri olarak ejderhaların yanı sıra leopar, panter, at, yak ve yılan gibi hayvan desenleriyle dekore edilmişti. Tuva Cumhuriyetindeki Yenisey Nehri kıyılarındaki Ala-Tei mezarlığında yürütülen kazı çalışmalarının başında yer alan Dr. Marina Kilunovskaya en ilginç ve zengin buluntuların kadın mezarlarında bulunduğunu söyledi. Kömürden yapılan tokaların çapı 20 cm’ye kadar varıyor. Üzerleri oyularak hayvan resimleri ile süslenmiş ve mercan, akik, turkuaz, yeşim taşlarıyla güzelce kaplanmış.

Bir tarafta iki dağ keçisinden birini vuran ok, diğer yandan ise İskit  tarzında tasvir edilmiştir bir at var. Kilunovskaya göre: “Elbette, sahipleri Trans-Baykal bölgesinden veya Moğolistan’dan gelen varlıklı insanlardı. Onlar için ilginç olan bu materyalleri buldular ve süslemeleri için kullandılar.”Buradaki kalıntıların çoğu kadına ait. “Meslektaşlarım sıklıkla onları büyük Hun savaşçıları, istilacıları olarak tanımlıyorlar. Fakat istilacılar gördüğünüz gibi aslında kadınlar ve günümüz Çin sınırlarından kuzeye doğru geldiler.

”St. Petersburg’daki Rus Bilimler Akademisi Malzeme Kültürü Enstitüsü’nden Dr. Kilunovskaya: “Kadın savaşçılar tarafından giyilen kömürden yapılma kemer süslemeleri tabii ki günlük kullanım için değil düğün veya cenaze törenleri gibi bazı özel günler için olduğuna inanıyoruz.” dedi.“Dünyada sadece on tane kömür tokası süslemesi bulunuyor ve burada dört tane var, hepsi Sibirya’ya özgü” olduğunu vurguladı.

Dr. Kilunovskaya: “2015’te kazılar başlattım ve burada höyük şeklinde olmayan 80 mezar var. Eski çağ insanlarının çoğu dikdörtgen taş kutulara, bazen de tekne şeklindeki tabutlara ya da taş çerçeve kaplamayla gömülür. Bazı mezarların içeride herhangi bir yapıya rastlanmazken birçoğunda ise mezarda at başı bulunmaktadır.”

Buluntularda derisi iyi korunamamış at kafatası da vardı. Kemer tokalarının yanı sıra Çin Wu Shu paraları ve basit ve seyrek örülmüş yüzüklerde mevcuttu.

“Bulduğumuz bronz aynaların çoğu Batı Han Hanedanı (M.Ö. 2-1 yy) dönemine ait aynalar idi. Ancak daha önceki bir döneme denk iki Çin aynasından da bazı parçalar vardı. Erkek mezarlarındaki kalıntılarda kemerler üzerinde demir tokalar, ayakkabı, bıçak, demir halkalar ve kancalarda vardı.”

Dr. Kilunovskaya: Mezarlarda bir başka ilginç bulgu, merkezinde bir açıklık olan bir bölüm ile ortadan ayrılmış garip küçük düz aletlerdi.  Bunlar mezarların hemen üstünde idi. Bunların lamba olduğuna inanıyorum. Aslında bunlarını itiraf etmek istiyorum; Bu röportaja katılmaktan korkuyorum çünkü halkın böyle bir arkeolojik kazıdan haber alması define avcılarının bölgeye gelmesine yol açabilir.Tek umut, buraya ulaşmanın çok  zor olması.

Bu bölgede İskitlerden Orta Çağ’a (M.Ö. 2. yüzyıldan 12. 13. yüzyıla kadar) ait çok sayıda mezar zemini var ve bunlar sular altında yok oluyor. İlk kez buraya geldiğimizde, dik bir nehir kıyısında ve yeşil kemiklerin altında kafatasları çok gördük. Yeşil, çünkü mezarlarda bronz kalemler vardı. Bu korkunç görünüyordu… Yani elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. İklim koşulları nedeniyle burada yapılan kazı çalışmaları sadece yaz aylarında yapılabiliyor. Gelecek yıl daha fazla araştırma yapılacaktır.

Dr. Kilunovskaya buluntuları en zengin kemer süslemeleri olarak tanımlıyor. “Kemer kullanmak göçmenlerin başlıca özelliğidir, bu nedenle çoğunlukla bronz olmakla birlikte kömür gibi çeşitli plaklarla bir şekilde süslenmiştir. Hunlar eski Çin kaynaklarının söylediğine göre M.Ö. 3. yüzyıldan M.S 1. yüzyıla kadar olan Türkistan’ın Doğu Bozkırların da yaşayan göçmen halklar konfederasyonu idi.” 

Bu araştırma, Pavel Leus ve EurAsia Araştırmaları Derneği’nin yardımı ile gerçekleştirilmiştir.

       

Bilim Dili

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahıska Türklerinin Son Kafilesi Öz Vatanlarına Kavuştu
Ahıska Türklerinin Son Kafilesi Öz Vatanlarına Kavuştu
Bakü’de 3. Türk Filmleri Haftası Başladı
Bakü’de 3. Türk Filmleri Haftası Başladı