Advert

Aydın: 'Referandumlar Geçici Ülküdaşlık Hukuku Bakidir'

Eski MHP milletvekili ve eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın, referandum süreci hakkında bir basın açıklaması yaptı.

Aydın: 'Referandumlar Geçici Ülküdaşlık Hukuku Bakidir'

Türk Yurdu Haber'e ulaşan açıklama şöyle:

 

"PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI DEMOKRASİNİN ÖZÜNE AYKIRIDIR

 

Bilindiği üzere, MHP ve AKP Genel Başkanlarının mutabakatı üzerine AKP tarafından TBMM Başkanlığı’na sunulan anayasa değişiklik teklifi, TBMM’de kabul edilmiştir.

Teklif, Nisan ayı içinde Türk Milleti’nin huzuruna gelecek ve referandum yoluyla oylanacaktır.

Cumhurbaşkanını partiler üstü ve tarafsız konumundan alıp, partili ve taraf yapan;

Yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı tek bir kişiye bağlayan,

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilmeyen Gazi Meclisi feshetme yetkisini, Partili Cumhurbaşkanına veren,

Çağdaş demokrasilerde olması gereken denge ve denetim mekanizmalarını yok eden,

Özetle demokrasinin özüne aykırı bu Anayasa değişiklik teklifi, kamuoyunun gündemine girdiği günden bu tarafa, muhtelif tartışmalara sebep olmuştur.

Bu tartışmalarda AKP ve CHP, benzer bir parti içi yapıyla yani taban-tavan uyumu sergileyerek “Evet” ve “Hayır” cephesini teşkil etmişlerdir.

Aşkla bağlı olduğumuz partimiz MHP’de ise durum, oldukça farklı bir görünüm arz etmektedir. Zira MHP’nin Genel Merkez yönetimi bu teklifi desteklerken, MHP tabanı ve taşra teşkilatları, ezici bir çoğunlukla teklife karşı çıkmaktadır.

 

REFERANDUMLAR GEÇİCİ, KARDEŞLİK VE ÜLKÜDAŞLIK HUKUKU BAKİDİR

 

Sevdamız MHP’nin içinde bulunduğu tablo, Ülkücü Hareket içindeki değişik zeminlerde, pek çok iç tartışmayı beraberinde getirmiştir. Bu iç tartışmalar, anlamsız bazı gerginliklere yol açmaktadır.

Türk milliyetçilerinin kurdukları sendikalar basılmakta, bizim gençlerimiz, bizim kurumlarımızı protesto etmektedir.

Hiç arzu etmememize rağmen anlaşılan odur ki; referandum süreci MHP ve Ülkücü Hareket açısından oldukça sancılı geçecektir.

Ülkücü Hareket’in kıdemli bir üyesi ve faaliyet gösterdikleri dönem itibarıyla Türk Milliyetçiliği’nin yegâne siyasî organizasyonları olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Milliyetçi Çalışma Partisi’nde yöneticilik yapma şerefine sahip biri olarak, referandum süreci içinde yaşadığımız tartışmaların “biz”e yakışan bir üslup içinde ve farklı tercihlere sahip mensuplarımız arasında “biz”im fikrî geleneğimize uygun bir seviyede gerçekleşmesi gerektiğine inanmaktayım.

Zira referandum gerçekleştiğinde ve bu tartışmalar bittiğinde, yine “biz bize” kalacağız. Her şey bittiğinde, birbirimize ettiğimiz sözler ve takındığımız tavırlar kalacak.

Sözün özü; sel gidecek, kum kalacaktır. Bu bir parti seçimi değildir, dolayısıyla referandumlar geçici kardeşlik ve ülküdaşlık hukuku bakidir.

Kimimiz “evet” kimimiz “hayır” diyeceğiz. Doğal olan budur, çünkü “demokrasi” böyle bir şeydir.

Şartlar ne olursa olsun, gün gelecek bu coğrafyanın birliği için omuz omuza mücadele edeceğiz; dün olduğu gibi.

O yüzden, referandumdaki tercihimiz ne olursa olsun, birbirimizi rencide edecek davranışlardan uzak duralım.

Bilhassa tercihlerimizden kaynaklı olarak “ihanet, fitne, nifak, ülkücülük, milliyetçilik, dava adamlığı” gibi kavramlar üzerinden birbirimizi yargılamayalım.

 

SÖZ KONUSU OLAN; VATANIN, MİLLETİN VE MHP’NİN GELECEĞİDİR

 

Ortada gerekçesi milletimize ve ülküdaşlarımıza bir türlü açık ve net bir şekilde açıklanamayan, MHP yönetimince tepeden inmeci bir tavırla ve sadece “bir bildiğimiz var” anlayışıyla sunulan bir “evet” dayatmasıyla karşı karşıyayız. Gönül isterdi ki bu kararı hep beraber verelim. Lakin anlaşılmaz bir şekilde partinin hiçbir kuruluna başvurulmadan, tüm ülkücüleri şaşırtan bir tercihte bulunulmuştur.

Bu durumu tasvip etmemiz mümkün değildir. Çünkü burada söz konusu olan Türk milletinin kurtuluş ve kuruluş ruhudur.

Söz konusu olan, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığı, birliği, bütünlüğü ve istikbalidir.

Söz konusu olan vatandır ve dolayısıyla gerisi teferruattır.

Söz konusu olan baba ocağımız ve ana kucağımız MHP’nin ve Ülkücü Hareket’in geleceğidir.

Partili Cumhurbaşkanı sistemiyle en hafif tabir ile MHP’nin etkisizleşmesi, tasfiye olması ve yok olma eşiğine gelmesi mukadderdir.

Çünkü bu teklifin gizli ajandası AKP sözcülerinin de açıkça ifade ettikleri gibi iki partili sistemdir. Teklifin meclisten geçmesi akabinde başlayan “dar bölge” ya da “daraltılmış bölge” gibi seçim sistemi tartışmaları bu tespitimizde ne kadar isabetli ve haklı olduğumuzu bir kez daha göstermiştir.

Sözde Türk Tipi Başkanlık olarak Türk milletine dayatılan bu ucube sistemle AKP-CHP ekseninde bir siyasi düzen arzulanmaktadır.

Böyle bir sistemde AKP her zaman iktidar adayı olabilecektir. Oyları yarışan partiler olacak AKP ve CHP arasında kapışılacak MHP ise maalesef sadece bir tabela partisi olacaktır.

 

TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN OLUŞTURDUĞU PLATFORM;

KİŞİLER VE GRUPLARLA SINIRLI DEĞİL, PARTİLER ÜSTÜDÜR

 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş ilkelerine vurulan darbelere sessiz kalmak ve ömrümüzü adadığımız MHP ve Ülkücü Hareket’in göz göre göre tasfiyesine seyirci kalmak mümkün değildir.

Bütün bu gerekçelerle geçtiğimiz günlerde Türk milliyetçileri tarafından bir platform oluşturulmuş ve Türk Milliyetçileri Hayır Diyor temasıyla ilk toplantısını yapmıştır.

Oluşturulan platform parti içi siyasi mücadelenin devamı değildir.

Nitekim mesele partiler üstü bir meseledir; yani memleket meselesidir.

Böyle bir meselede parti içi veya kişisel siyasi hesaplar peşinde koşulamaz.

Milliyetçi sivil toplum kuruluşlarının ana omurgasını oluşturduğu platform, MHP’de siyaset yapan isimler, eski Bakanlar, eski ve yeni Milletvekilleri, Ülkü Ocakları Genel Başkanlarımız, eski il başkanlarımız, 12 Eylül öncesi ve sonrasında MHP’de siyaset yapmış siyasetçilerimiz, aksakallılarımız, milliyetçi düşünür ve bilim insanlarımız ve tabii ki Ülkücü Hareketin geleceğinin teminatı gençlerimizden oluşan geniş bir kesimi çatısı altında toplamıştır.

Önümüzdeki günlerde halkalar daha da genişleyecek ve ülkemizin her yanına dalga dalga yayılacaktır.

Platformun hedefi “millet – memleket” sevdasını yüreğinde taşıyan her türlü siyasi görüşe sahip birey ve teşkilatları, Türk’ün geleceğine mayın döşeyecek bu teklife karşı “Hayır” diyecek ortak bir paydada toplamaktır.

Mesele bir parti meselesi olmadığı için de seçmenler hür iradeleriyle karar vereceklerdir.

18 Şubat’ta Ankara’da sivil, demokratik ve milli bir Türkiye için çoban ateşi yakacak ve inanıyoruz ki; bu platform Türk siyasi tarihinde bir ilki başaracaktır.

Niyetimiz, daha önce benzeri görülmeyen “sivil” karakterde bir “Milli” direnç merkezi oluşturmaktır.

Ortak akıl ve istişare ile belirlenecek olan platformun amacı, çalışma usul ve esasları, programları ve tüm çalışmaları yürütme komitesi tarafından önümüzdeki günlerde basına ve kamuoyuna detaylı olarak aktarılacaktır.

Dolayısıyla hiç kimse bu platformu sayılarla sınırlandırmamalı, tek bir kişiye ya da gruba mal etmemeli ve bu platformdan yeni bir siyasi oluşum beklememelidir.

 

NİYETİMİZ HAYIR’DIR, AKIBETİMİZ DE “HAYIR” OLUR İNŞALLAH

 

Niyetimiz hayır üzeredir, inşallah akıbet de hayır üzere olacaktır.

İnanıyoruz ki; yakacağımız çoban ateşi, siyasi hareketin liderine bağlılığından ötürü kendisini “evet” demek zorunda hisseden Ülküdaşlarımızın yüreklerine hapsettikleri nefeslerle büyüyecektir.

İnanıyoruz ki; oluşturulan “Milli Merkez” ülkücü, milliyetçi, mukaddesatçı, demokrat ve vatansever herkesi çatısı altında toplayacak ve milli hassasiyet taşıyan herkese güven verecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle önümüzdeki günlerin ve Nisan ayında yapılacak olan halk oylamasının hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan diliyorum.

Cenab-ı Allah, sarsılmaz birliğimizi bozmasın.

Kutlu yolculuğumuzda, kervanımızı dağıtmak isteyenlere fırsat vermesin.

Ne mutlu Türk’üm diyene!"

koray aydın mhp referandum hayır
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Dr. Ahmet Sadık Vefatının 22. Yıldönümünde Saygıyla Anılıyor
Dr. Ahmet Sadık Vefatının 22. Yıldönümünde Saygıyla Anılıyor
Ankara Kalkınma Ajansı'ndan İklim Değişikliği Sempozyumu
Ankara Kalkınma Ajansı'ndan İklim Değişikliği Sempozyumu